Sultan Alparslan Malazgirt Ovası’nda tarih yazan kararı aldığında henüz 40 yaşında değildi. Gazi Mustafa Kemal Paşa, Yedi Düvele karşı Kurtuluş Savaşı’nı yönetip Cumhuriyet’in temellerini attığında da kırkına varmamıştı. Bu toprakların kaderi, yaşın ötesine geçen büyük bir vizyon, sarsılmaz bir inanç ve genç bir iradeyle şekillendi. İşte bu yüzden Gazi, kurduğu Cumhuriyet’i gençlere emanet ederken aslında bu coğrafyanın tarihsel kodlarına dokunuyordu.
Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünde atalarımızı yad ederken, bugünü sadece geçmişe yakılan bir saygı duruşu olarak göremeyiz. Malazgirt, Anadolu’yu Türk milletine yuva kılan ve surları Viyana önlerine kadar uzanan devasa bir medeniyet yürüyüşünün ilk adımıdır. Bu zafer bize öğretmiştir ki, meydanlarda kazandıran şey sadece sayısal üstünlük ya da etten kemikten ordular değildir, haklılığın getirdiği o sarsılmaz moral üstünlüğüdür. Fakat tarihi gerçek bir diğer yalın hakikati daha yüzümüze çarpar. Sanayiyle, üretimle, akılla ve kültürle desteklenmeyen hiçbir başarı kalıcı olamaz, iktisadi güçle taçlandırılmayan zaferler zamanla birer hatıradan ibaret kalır.
Bizim asıl vizyonumuz, atalarımızın kanıyla barış ve dostluk yurdu kıldığı bu coğrafyayı, muasır medeniyet seviyesinin en üst halkasına taşımaktır. Avrupa’da ya da dünyanın gelişmiş modern kentlerinde hangi imkan ve refah standardı varsa, Muş’un caddelerinde de, Malazgirt’in sokaklarında da o olmalıdır. Bu büyük hedef temennilerle değil, toprağa dokunan somut adımlarla gerçekleşir…
Muş, Doğu Anadolu’nun en düz, en geniş ve tarıma en elverişli ovalarından birine sahiptir. Sadece coğrafi genişlik değil, stratejik konum da elimizdeki en büyük hazinedir. Karayolu bağlantılarının modernize edilmesi ve demiryolu ağlarının aktif ticaret hatlarına entegre edilmesinin yanı sıra, Muş Sultan Alparslan Havalimanı’nın uluslararası uçuşlara ve doğrudan dış ticarete açılması bu vizyonun kilit taşıdır. Havalimanımızın uluslararası statü kazanmasıyla Muş hem gurbetçilerimizin sıla hasretini doğrudan bitirecek hem de Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan havayolu kargo ve yolcu ağının stratejik bir kapısı haline gelecektir.
Çarşaf gibi uzanan Muş Ovası, doğru planlamayla sadece kenti değil, tüm ülkeyi besleyecek bir gıda ambarıdır. Tamamlanmayı bekleyen sulama projelerinin ivedilikle nihayete erdirilmesi ve tek bir karış toprağın dahi boş kalmayacak şekilde modern tarıma açılması şarttır. Ovalarımızın berekete boğulduğu bir modelde, Uluslararası Havalimanı ve demiryolu ağı sayesinde Muş, ürettiği kaliteli tarım ve hayvancılık ürünlerini doğrudan dünya pazarlarına ihraç eden bir güç merkezine dönüşecektir.
Sultan Alparslan’ın mirasını korumak, surların dibinde nutuk atmakla değil, Malazgirt’te iletişimden mühendisliğe, tarım teknolojilerinden sanayiye kadar her alanda nitelikli gençler yetiştirmekle olur. Genç nüfusumuzu kendi memleketinde tutacak sanayi yatırımlarını ve sosyal yaşam alanlarını kurduğumuz gün, Malazgirt ruhunu gerçekten yaşatmış oluruz.
Anadolu’ya atılan o ilk adımın 955. yılında, bu toprakların bereketi ve stratejik konumu hak ettiği değere artık kavuşmalıdır. Sultan Alparslan’ın inancını ve Cumhuriyet’in muasır medeniyet hedefini rehber edinerek, Muş’u ve Malazgirt’i sadece tarihin değil, geleceğin, uçsuz bucaksız ticaretin ve kalkınmanın da kapısı yapmak hepimizin ortak sorumluluğudur.