Anadolu'nun kadim misafirperverliğini, devletin şefkatli ve kucaklayıcı yüzüyle harmanlayan yöneticiler vardır. Göreve geldiği günden bu yana sergilediği duruşla bu tanımın tam karşılığı olan Muş Valisi Avni Çakır, ne yazık ki son günlerde sosyal medyanın gürültülü ve kirlenmiş dezenformasyon çarkına kurban edilmek isteniyor. Kastamonu'daki başarılı hizmet kervanını Muş'a taşıyan Vali Çakır, üç yılı aşkın süredir bu topraklarda "ulaşılamaz" unvanlı vali ezberini kökten bozdu.
Sosyal medyanın hız, beğeni ve tık odaklı çarkı, bugün ne yazık ki en temel gerçekleri bile eğip bükerek yeni bir dijital "kölelik" düzeni üretmektedir. Algoritmaların kölesi haline gelmiş, hakikati unutup sadece etkileşim peşinde koşan bu zihniyet, dürüst ve fedakâr kamu görevlilerini hedef tahtasına oturtmaktan çekinmemektedir. Muş Valisi Avni Çakır’ın şahsında sahnelenen son karalama kampanyası da bu tık köleliğinin en somut ve çarpık örneğidir.
Sosyal medyada "Valinin kapısını açan kişinin kapısını açan kişi" gibi tamamen hayal ürünü ve manipülatif başlıklarla servis edilen videolar, içerik üreticilerinin tık uğruna ne denli bir köleleşme yaşayabileceğini gözler önüne sermektedir. Görüntüler tarafsız bir gözle incelendiğinde, koruma görevlisinin asıl amacının kapıyı açmak değil yalnızca araca yanaşmak olduğu net bir şekilde ortadadır. Ancak izlenme ve beğeni dilenciliğini meslek edinenler, gerçeği hiçe sayarak bu ucuz kurguları yaymaktan geri durmamaktadır.
Bugün sosyal medya mecralarında tık uğruna paylaşılan ve "valinin kapısını açan adamın kapısı açılıyor" gibi tamamen hayal ürünü başlıklarla servis edilen videolar, niyetin habercilik değil, açık bir itibar suikastı olduğunu gözler önüne seriyor. Oysa ilgili görüntüler tarafsız bir gözle incelendiğinde, korumanın kapıyı açmak yerine yalnızca araca yanaştığı net bir şekilde fark ediliyor.
Vali Çakır'ın köy ziyaretlerini arkasında çakarlı araç konvoyları olmadan, tek bir sade araçla gerçekleştirmesi, halkla kurduğu saf ve samimi bağın en somut kanıtıdır. Muş Valiliğinde yalnızca üç koruma ve bir basın personeliyle çalışılması, devlet bütçesine gösterilen hassasiyetin en net göstergesidir. Öğle yemeklerini dahi makam bütçesinden karşılamak yerine evinden getiren bir mülki amir, halkının ekonomik şartlarıyla hemhal olmanın en güzel örneğini sergilemektedir. Makam odasının konforunu reddedip tarlada, sokakta ve köy evlerinde vatandaşın derdiyle dertlenen bir devlet adamının bu denli ucuz saldırılara maruz kalması, sadece Muş halkını değil, vicdan sahibi herkesi derinden üzmektedir.
Sosyal medyanın denetimsiz dezenformasyon alanına dönüşmesi, ne yazık ki dürüst ve fedakâr kamu görevlilerini hedef tahtasına oturtmaktadır. Ancak herkes şunu çok iyi bilmelidir ki, Muş halkı ferasetlidir ve bu tür ucuz kurgulara, sahte algı operasyonlarına asla prim vermemektedir. Valisini tarlada harman başında, hastane köşesinde, taziye evinde ve çocukların arasında gören Muşlular, sergilenen bu samimiyete bizzat şahitlik etmektedir.
Muş dışında yaşayan vatandaşların da tık ve izlenme uğruna bu tür asılsız karalama kampanyalarına tevessül edenlerin, gerçeği idrak edebilmeleri için Muş'un sokaklarında dolaşması, bu toprağın insanıyla halleşmesi şarttır. Çünkü hakikat, sosyal medyanın manipülatif ekranlarında değil, Muş'un sıcak yürekli insanlarının samimi sofralarında, esnafının duasında ve bu şehre hizmet edenlerin alın terinde saklıdır.