Tarih, bazı coğrafyaların alınyazısına sökülmez hüzünler yazar. Muş’un toprakları, dağların ihtişamı ve ovaların bereketiyle olduğu kadar, hafızalardan silinmeyen büyük sarsıntılarla da sınandı. Bu coğrafyanın gördüğü en büyük felaketlerden biri olan 19 Ağustos 1966 Varto Depremi’nin üzerinden tam 60 yıl geçti. Aradan yarım asrı aşkın bir zaman geçmesine rağmen, o günün acısı ne toprağın derinliklerine gömülebildi ne de yüreklerdeki tazeliğini yitirdi.

Saatlerin 19 Ağustos’u gösterdiği o an, yer altından kopup gelen devasa uğultu yalnızca Varto’yu değil, tüm bölgenin kaderini sarstı. 6.9 büyüklüğündeki bu yıkıcı felaket, binlerce yuvayı yerle bir etti, ocakları söndürdü ve çok sayıda canımızı aramızdan aldı. Birkaç saniye içinde yaşanan yıkım, geride kalanlar için ömür boyu sürecek derin bir sessizlik ve hüzün bıraktı.

O gün, taştan duvarların yıkılmasından öte, bu toprakların kadim imece kültürüyle kurduğu sıcak yuvalar bir anda yerle bir oldu. Varto’nun sokaklarında yankılanan o acı, nesilden nesile aktarılan ortak bir hafızanın en ağır satırları olarak tarihe kazındı.

19 Ağustos yalnızca can kayıplarıyla değil, sonrasında yaşanan büyük bir toplumsal kopuşla da hatırlanır. Depremin ardından evsiz ve yurtsuz kalan, o zor coğrafyada adeta köklerinden koparılan çok sayıda insan doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı. Kimi büyük şehirlere, kimi ise o dönemin zorlu koşullarında Avrupa’nın farklı ülkelerine doğru uzun ve meçhul bir göç yolculuğuna çıktı.

Varto’nun evlatları, bir yandan yüreklerindeki deprem acısını taşırken, diğer yandan gurbet ellerde hayata yeniden tutunmaya çalıştı. O göç yolları, geride kalanlar için ayrı bir hüzün, gidenler için ise sıla hasretiyle yanan bir ömür demekti. Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan Vartoluların kalbinin bir parçasının hala o enkazda ve o güzel memlekette attığını biliyoruz.

Aradan geçen 60 yıla rağmen kaybedilen canların bıraktığı boşluk dolmuyor. Ancak o kara günün ardından Muş halkının sergilediği inanç, omuz omuza vererek yaralarını sarmaya çalışması, bu topraklardaki dayanışma ruhunun en somut göstergesi oldu.

Bugün bu yıl dönümleri yalnızca bir yas günü değil, coğrafyamızın gerçeği olan deprem bilincini diri tutmanın, yapı stokumuzu güvenli hale getirmenin ve afetlere karşı hazırlıklı olmanın ne kadar hayati olduğunu hatırlatan birer uyarıdır. Doğa bize geçmişte acı dersler verdi. Bize düşen, o günkü dayanışma ruhunu bugüne taşıyarak geleceği güvenle inşa etmektir.

Haber49 ailesi olarak, tarihimizin bu en derin acı dönüm noktasında, 19 Ağustos 1966 Varto Depremi'nde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyoruz. Yıllar önce gurbete yollanan, kalbi hep memleket atıp sıla hasretiyle yaşayan tüm hemşerilerimizi sevgiyle selamlıyor, memleketimizin ve ülkemizin bir daha böyle büyük felaketler yaşamamasını diliyorum.