Anadolu’da gazetecilik yapmak, soğuk bir kış sabahında Muş Ovası’nın ayazını göğüslere çekerek sokağa çıkmak, bu şehrin her bir dertlisinin sesine ses olmaktır. Sokak sokak, mahalle mahalle gezerek halkın nabzını tutan yerel basının kalemi, bu toprağın hakikatini, sevincini ve çilesini duyurmak için geceyi gündüze katar. Ancak ne yazık ki son yıllarda, bu kutsal emeğin karşılığı, bazı kesimler tarafından hafife alınan ve ucuzlatılmaya çalışılan bir "arka bahçe" muamelesi görüyor.
Artık bu iki yüzlü düzene, bu haksızlığa ve yerel basını yok sayan zihniyete yüksek sesle "Dur" demenin vakti çoktan geldi de geçiyor.
Şehrin en işlek caddelerini süsleyen devasa billboardlar, binlerce liralık bütçeler akıtılan sosyal medya sayfaları, üç günlük popüler hesaplar... Özel okullar, hastaneler, ticari işletmeler, hatta kimi zaman siyasi partiler ve odalar, iş reklam tanıtmaya, şatafata geldiğinde kesenin ağzını sonuna kadar açıyor. Dijital mecralardaki "fenomenlere" ya da reklam ajanslarına binlerce liralık bütçeler harcanıyor, şehrin dört bir yanı afişlerle donatılıyor.
Ancak sıra şehrin gerçek hafızasına, haber değerine ve kamuoyunu aydınlatmaya geldiğinde işin kolayına kaçılıyor. Gazetecinin kapısı çalınıp şu skandal mantık öne sürülüyor… “Biz reklamımızı billboardlara ve sosyal medyadaki sayfalara verdik, paralarını da çatır çatır ödedik. Şimdi siz de yerel gazetede veya internet haber sitenizde bizim tanıtımımızı ücretsiz yapın.”
Kusura bakmayın ama bu mantık ne vicdana sığar ne de insan aklına hakaret etmeyen bir ticaret anlayışına uyar!
Özel hastaneler, okullar, şirketlerin yerel uzantıları çok iyi bilsin ki, billboardların ve sosyal medyadaki reklam sayfalarının bir bedeli varsa, o haberleri araştıran, yazan, sayfa düzenleyen, sahada çamura batarak ter döken muhabirin de bir emeği, bir mesaisi vardır. Sadece işiniz düştüğünde, açılışlarda kurdele kesilirken ya da seçim atmosferinde hatırlanan yerel basın, hiç kimsenin bedava reklam ajansı veya tatmin aracı değildir.
Yerel basının ayakta kalabilmesi, kâğıdından mürekkebine, matbaasından internet sitesinin sunucu giderlerine kadar ciddi bir maliyetle ve onurlu bir abonelik sistemiyle mümkündür. Kendi kurumunun, partisinin ya da şirketinin bütçesinden yerel basına bir abonelik bedelini, bir destek payını çok görenler, dönüp “Gelin haberimizi yapın, peşimizden koşun” diyemez.
Sosyal medyada ucuz algılarla boy gösterip, üç beş beğeni uğruna şehrin köklü basınını yok sayanlara verilecek tek cevap net bir duruştur. Gelin, esnafın, üreticinin ve bu şehrin gerçek sahiplerinin bütçesiyle ayakta duran yerel basının ekonomik omurgasını nerede erittiğinize bir bakın.
Çok açık ve net söylüyoruz… Abone olmayan, yerel basının omurgasına omuz vermeyen hiçbir siyasi parti, oda, şirket veya özel kuruluşun haberini yapmak zorunda değiliz.
Bunu bir kibir ya da dışlama olarak değil, emeğin onurunu koruma mücadelesi olarak okumak gerekir. Muş’un faydasına olan, bu şehrin kalkınmasına gerçek anlamda katkı sunan her projenin başımızın üzerinde yeri var. Ancak yerel basını paravan olarak kullanan, emeği bedavaya getirmeye çalışan zihniyete karşı kalemimiz de duruşumuz da keskindir.
Bugün Muş’un sorunlarını Ankara’ya taşıyan, bir yatırımın eksikliğini cesaretle dile getiren, bir gencin başarısını gururla duyuran yine bu toprağın yerel basınıdır. Yerel medya, bu şehrin hafızasıdır, sesidir, vicdanıdır. Birkaç günlük sosyal medya hesaplarının rüzgarına kapılıp bu köklü hafızayı yok saymak, aslında Muş’un geleceğini karartmaktır. Sosyal medyada parlatılan köpük haberler birkaç saat içinde kaybolup gider ama yerel basının arşivinde yazılanlar bu şehrin tapusu olarak kalır.
O yüzden buradan açıkça sesleniyoruz... Reklamlarınızı billboardlara ve sosyal medyalara verip, haberlerinizi gariban yerel gazetecilere sırtınızı dönerek bedavaya getirme devri kapandı.
Muş basını kimseden sadaka istemiyor, hak ettiği saygıyı, emeğinin karşılığını ve bu şehrin ortak değerlerine sahip çıkılmasını bekliyor. Gelin, bu şehrin kalkınması için el birliği yapalım ama kimse yerel gazeteciliği ticari çıkarlarının arka bahçesi sanmasın.
Çünkü bu kalem satılık değil, bu emek ucuz değil!