Muş Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), kent ekonomisinin kaderini belirleyecek tarihi ve bir o kadar da tartışmalı bir seçim sürecinin eşiğinde.

Muş iş dünyasında bugünlerde esnafın, tüccarın ve sanayicinin dilinde tek bir soru var. Yıllardır katılımı artırmak adına hafta sonları düzenlenen ve tüm kentin benimsediği seçim takvimi, bu kez neden bir an önce aradan çıkarılmak isteniyor?

Kentin ticari nabzını tutan, esnafın ve sanayicinin en büyük temsil makamı olan Muş Ticaret ve Sanayi Odası, tarihinin en kritik seçim süreçlerinden birine hazırlanıyor. Ancak ne yazık ki bu süreç, kentin ticari geleceğini büyütecek vizyoner projelerin tartışıldığı bir vizyon yarışından ziyade, kulislerde ince ince işlenen seçim takvimi tartışmalarıyla gündemi meşgul ediyor.

Mevcut oda yönetiminin, yasal sürecin başladığı ilk gün olan 1 Ekim Perşembe tarihini işaret ederek dosyayı Seçim Kurulu’na sunduğu iddia ediliyor. Şüphesiz kanun gereği son sözü söyleyecek ve nihai kararı verecek olan yetkili makam İlçe Seçim Kurulu’dur. Ancak kamuoyunun zihnini kurcalayan ve sormaktan çekinmediği asıl soru işaretleri tam da bu noktada baş gösteriyor. Bunca yıldır gelenekselleşmiş hafta sonu seçimi dururken, üyelerin işini gücünü bırakıp sandığa gitmesini zorlaştıracak şekilde bir mesai gününde ve takvimin ilk gününde ısrar etmenin makul gerekçesi ne olabilir? Yönetimi bu kadar panikleten, adeta zamanla yarışmaya iten görünmeyen sebep nedir?

Saha kulislerine ve iş dünyasından sızan bilgilere bakıldığında, tablonun arkasındaki sır perdesi aralanıyor. Mesele basit bir tarih tercihinin çok daha ötesinde. Odaya kayıtlı yaklaşık 80 şirketin, oy kullanabilmek için yasal olarak tamamlaması gereken 2 yıllık üyelik süresi tam da bugünlerde dolmak üzere. Makul ve geniş bir zaman dilimine yayılacak bir takvimde, bu 80 şirket seçmen niteliği kazanarak sandık başına gidebilecek ve iradesini beyan edebilecek. İşte düğüm tam da burada kopuyor. 1 Ekim ısrarının arkasında, yeni üyelerin sandığa getireceği olası bir değişim dalgasından çekinilmesi ve bu 80 şirketin iradesi seçmen kütüğüne yansımadan "aradan sıyrılma" hesabı mı yatıyor?

Tabii bu acelecilik, ister istemez üyeleri geriye dönüp bir muhasebe yapmaya zorluyor. Dile kolay, 4 artı 4 olmak üzere tam 8 koca yıl...

8 yıldır bu odanın direksiyonunda oturan mevcut anlayışın bilançosuna bakıldığında, Muş tüccarının katma değerini artıracak, sanayicinin önünü açacak kalıcı projeler yerine, kurumsal temsilin protokol ziyaretleri ve sembolik açılışlardan ibaret kaldığı yönündeki eleştiriler her geçen gün daha yüksek sesle dile getiriliyor. Ancak 8 yıllık icraatsızlıktan çok daha derin bir yara var. Temsil adaletindeki kırılma. Muş TSO çatısı altındaki şirketler arasında adil, kucaklayıcı ve eşit bir mesafe korunamadığı, bazı kesimlerin el üstünde tutulurken, büyük bir üye çoğunluğunun oda imkânlarından ve desteğinden soyutlandığı hissi, tüccar ile oda yönetimi arasındaki bağı her geçen gün biraz daha zayıflattı.

Şüphesiz geçmiş seçimlerde de farklı adaylar çıktı, rakipler yarıştı. Fakat bu seçimi diğerlerinden ayıran ve mevcut yönetimin ezberini bozan bambaşka bir atmosfer var. 14 meslek grubunda toplam 35 meclis üyesinin belirleneceği bu yarışta, sahada kararlılıkla çalışan, oda üyeleriyle birebir temas kuran ve değişimin bayrağını taşıyan 2 güçlü rakip liste daha var. Toplamda 3 ayrı listenin yarışacağı bu seçimde, üyelerin önüne dayatılan tek seçenekli dönem artık geride kaldı.

Şimdi gözler ve kulaklar İlçe Seçim Kurulu’ndan çıkacak resmi kararda... Karar hangi tarihi gösterirse göstersin, Muş iş dünyası için o sandık kurulacak. Ve o gün sandığa atılacak her bir zarf, sadece 35 meclis üyesini seçmekle kalmayacak, 8 yıllık yönetim anlayışının, üyeler arasındaki ayrımcılığın ve baskın seçim taktiklerinin de vicdani bilançosunu çıkaracak.

Çünkü unutulmamalıdır ki, kapalı kapılar arkasında yapılan ince hesaplar ne kadar güçlü olursa olsun, nihai hükmü her zaman Muş tüccarının ortak aklı ve hür iradesi verecektir.