Gece yarısını çoktan geçmiş… İnsanlar uyumaya, çocuklar dinlenmeye, hastalar biraz huzur bulmaya çalışıyor. Fakat sokaklarda düğün konvoyları, dakikalarca susmayan kornalar, havai fişekler ve yüksek sesli müzik… Birilerinin birkaç saatlik eğlencesi uğruna koca bir mahallenin huzuru hiçe sayılıyor. Eğlenmek haktır; fakat başkasının huzurunu bozmak hak değildir. Gürültüyü mutluluk, taşkınlığı gelenek, saygısızlığı özgürlük zanneden anlayışın adı kültür değil, olsa olsa toplumsal görgüsüzlüktür.

Asıl sorulması gereken soru şudur: Gece yarısı bu konvoylara, korna terörüne ve havai fişeklere kim göz yumuyor? Trafik ekipleri nerede? Kolluk kuvvetleri neden gerekli denetimi yapmıyor? Mahalle aralarında düğün yapılmasına izin veren belediye veya diğer yetkili kurumlar hangi şartlarla izin veriyor ve bu şartların uygulanıp uygulanmadığını kim denetliyor? Valilik ve ilgili kamu kurumları, vatandaşın huzurunu korumak için neden daha caydırıcı tedbirler almıyor? Eğer bir izin verilmişse, bu izin kimseye gece yarısı mahalleyi esir alma, korna çalma, havai fişek patlatma ve yüzlerce insanın istirahat hakkını gasp etme yetkisi vermez. Kamu otoritesinin görevi yalnızca izin vermek değil, verdiği iznin sınırlarını da denetlemektir.

Üstelik mesele yalnızca “biraz gürültü” değildir. O evlerin içinde sabah işe gidecek insanlar, sınava hazırlanan öğrenciler, uyuyan bebekler, yaşlılar ve hastalar vardır. Bir insanın düğünü, yüzlerce insanın huzurundan daha değerli değildir. “Biz eğleniyoruz, herkes katlanacak” anlayışı, medeniyetin değil cehaletin göstergesidir. Çünkü medeniyet istediğini yapabilmek değil, yapabilecek durumda olduğun hâlde başkasının hakkına saygı gösterebilmektir.

Buradan başta Valilik, belediye, emniyet ve trafik birimleri olmak üzere bütün yetkililere açık bir çağrı yapmak gerekiyor: Mahalle aralarındaki düğünler, gece saatlerindeki konvoylar, gereksiz korna kullanımı, yüksek ses ve havai fişek konusunda göstermelik değil, sürekli ve caydırıcı denetim uygulanmalıdır. Kuralları ihlal edenlere gerekli idari yaptırımlar uygulanmalı; tekrar eden ihlallerde organizasyonların sürdürülmesine müsaade edilmemelidir. Vatandaşın şikâyet etmek zorunda kalmasını beklemek yerine kamu otoritesi sokakta görünür olmalıdır.

Ve düğün sahiplerine de söylenecek söz nettir: Mutluluğunuzu paylaşın, gürültünüzü değil. İnsanların duasını almak varken bedduasını alarak yapılan gösterişin ne düğüne ne geleneğe ne de kültüre bir faydası vardır. Gece yarısı düğün konvoyuyla sokağa taşan korna sesi yalnızca uykuyu değil, toplumun vicdanını da uyandırmalıdır. Çünkü bir toplumun medeniyet seviyesi, en çok başkasının huzuruna ne kadar saygı gösterdiğiyle ölçülür.

Birilerinin düğünü var diye bütün şehrin uykusuz kalmak gibi bir mecburiyeti yoktur. Artık buna “gelenek” denilip geçilmemeli; yetkililer görevini, vatandaş da sorumluluğunu yerine getirmelidir.