Okullarda İş Güvenliğinin Önemi
Okullarda iş güvenliği yalnızca tehlikeleri önlemekle kalmaz, aynı zamanda çalışanların moralini, verimliliğini ve kurumun genel işleyişini olumlu etkiler ve okulun genel işleyişini düzenler. Güvenli bir çalışma ortamı, öğretmenlerin ve okul çalışanlarının işlerini daha verimli ve rahat bir şekilde yapmalarını sağlar. Aynı zamanda öğrencilerin de güvenli bir ortamda eğitim almaları mümkün olur.
6331 sayılı Kanun’un 5. maddesi risklerden korunma ilkelerini açıkça tanımlar. Buna göre okullarda çalışanların maruz kalabileceği tüm tehlikelerin belirlenmesi ve önlenmesi işverenin sorumluluğudur. Ayrıca; öğrencilerin güvenliği, MEB Okul Öncesi, İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 78–80. maddeleri ile okul yönetimlerinin görevleri arasına net biçimde açıklanmıştır.
Bir veli için çocuğunu sabah okula bırakmak, yalnızca eğitim için bir binanın kapısından içeri göndermek değildir. Aslında çocuğumuzu bize emanet edilen bir kuruma teslim ederiz.
Bu nedenle aklımızda çok basit ama önemli bir soru olmalı:
Okullarımız çocuklarımız için gerçekten güvenli mi?
Bu soruyu yalnızca deprem olduğunda, bir yangın çıktığında, bir öğrencimiz yaralandığında veya okul kantininde bir sorun yaşandığında sormamalıyız. Bu kontrollerin, önceden ve düzenli olarak yapıldığından emin olmalıyız.
Örneğin: okul binalarının depreme dayanıklılığı düzenli olarak kontrol ediliyor mu? Gerekli teknik incelemeler ve testler yapılıyor mu? Yapılıyorsa, sonuçları nerede? Tespit edilen eksiklikler gideriliyor mu? Veliler ve Okul Aile Birliği bu konuda bilgilendiriliyor mu?
Bunlar sıradan sorular değildir. VAN gibi deprem gerçeğiyle karşı karşıya olan bir şehirde, çocuklarımızın saatlerinin büyük bölümünü geçirdiği okul binalarının güvenliği konusunda hepimizin bilgi sahibi olması gerekir.
Aynı durum okulun içindeki diğer güvenlik unsurları için de geçerli.
Merdiven korkulukları çocuklarımız için yeterince yüksek ve sağlam mı?
Korkulukların aralıkları çocukların düşmesini engelleyecek şekilde mi?
Merdivenlerde kayma ve düşme riskine karşı gerekli önlemler alınmış mı?
Acil çıkış kapıları gerçekten acil durumda kullanılabilecek durumda mı?
Bir başka önemli konu da sınıf kapıları.
Acil bir durumda öğrenciler sınıftan içeriden kolayca çıkabilecek mi?
Kapılarda öğrencilerin tahliyesini zorlaştırabilecek kilit, sürgü veya başka bir uygulama var mı? Yönetmeliklere uygun olmayan bir durum varsa bunun düzeltilmesi için gerekli işlem yapılıyor mu?
Peki risk analizleri?
Okulun risk değerlendirmesi güncel mi?
Yangın, deprem, elektrik, merdivenler, kapılar, oyun alanları, laboratuvarlar, spor alanları ve diğer bölümlerde karşılaşılabilecek riskler tespit edilmiş mi?
Tespit edilen risklerin giderilmesi için bir plan hazırlanmış mı?
Temizlik sadece görünen yerlerden ibaret değil
Okul güvenliği denildiğinde aklımıza yalnızca deprem ve yangın gelmemeli. Çocuklarımızın sağlığı açısından su ve hijyen de en az bina güvenliği kadar önemli.
Okulda kullanılan içme ve kullanım suyunun analizleri düzenli olarak yapılıyor mu?
Son analiz ne zaman yapıldı?
Sonuçları uygun mu?
Su depolarının temizliği ve bakımı düzenli olarak gerçekleştiriliyor mu?
Tuvaletlerde gün boyunca sabun bulunuyor mu?
Kâğıt havlu veya uygun el kurutma imkânı var mı?
Temizlik gerçekten düzenli yapılıyor mu?
Okul binasının ve ortak kullanım alanlarının temizlik işlemleri hangi sıklıkta gerçekleştiriliyor? Sınıflardan ve ortak alanlardan çöpler her gün toplanıyor mu?
Yapılan temizlikler kayıt altına alınıyor mu?
Bunlar küçük ayrıntılar gibi görülebilir. Oysa çocukların sağlığını doğrudan ilgilendiren konulardır.
Kantinler konusunda daha da dikkatli olmalıyız
Çocuklarımızın gün içinde tükettiği yiyeceklerin güvenli olup olmadığını bilmek her velinin hakkıdır. Kantinde çalışan personel gerekli hijyen ve gıda güvenliği eğitimlerini almış mı?
Soğuk dolapların sıcaklıkları düzenli olarak kontrol ediliyor ve kayıt altına alınıyor mu?
Son kullanma tarihi geçmiş ürünler derhal satıştan kaldırılıyor mu?
Gıda depolarında kemirgen ve haşere kontrolü düzenli olarak yapılıyor mu?
Kısacası kantin ve yemekhanelerde “kontrol ediliyor” demek yeterli olmamalı. Kontrollerin gerçekten yapıldığını gösteren kayıtların ve belgelerin bulunması gerekir.
İlk yardım konusunda da sorularımız olmalı
Her sınıfta veya kolay ulaşılabilecek bir noktada yeterli ilk yardım malzemesi var mı?
Bu malzemelerin son kullanma tarihleri kontrol ediliyor mu?
Okulda acil bir sağlık durumunda kullanılabilecek uygun bir sağlık veya ilk yardım odası var mı?
Bir öğrencimiz okulda aniden rahatsızlandığında kim, ne yapacağını biliyor mu?
Bunların cevabını olay yaşandığında değil, olay yaşanmadan önce bilmek istiyoruz. Velinin sorması, sorgulaması ve bilmesi gerekir. Burada amacımız okul yönetimlerini veya öğretmenlerimizi suçlamak değildir.
Tam tersine…
Amacımız çocuklarımızın güvenliğini birlikte sağlamaktır. Okul yönetiminin de öğretmenlerin de velilerin de ortak amacı aynıdır: Çocuklarımızın güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir ortamda eğitim görmesi.
Ancak bunun için “Her şey yolunda” demek yerine, mümkün olduğunca ölçmek, kontrol etmek, kayıt altına almak ve gerektiğinde eksikleri gidermek gerekir.
Veliler olarak şu soruyu sormaktan çekinmemeliyiz:
“Çocuğumun gününün büyük bölümünü geçirdiği okulda güvenlik ve sağlık açısından hangi kontroller yapılıyor?”
Ve bunun karşılığında yalnızca sözlü bir güvence değil, mümkün olan ölçüde rapor, tutanak, analiz sonucu ve kontrol kayıtlarını görmek istemeliyiz.
Çünkü çocuklarımızın güvenliği konusunda tedbir almak için bir felaket yaşanmasını beklememeliyiz.
Deprem olmadan binayı kontrol etmek, yangın çıkmadan tahliyeyi planlamak, zehirlenme yaşanmadan gıdayı denetlemek, hastalık ortaya çıkmadan hijyeni sağlamak gerekir.
Asıl güvenlik, sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil; sorun ortaya çıkmadan önce gerekli tedbiri almaktır. Çocuklarımızı her sabah okula gönderirken içimizin gerçekten rahat olabilmesi için hepimizin aynı soruyu sorması gerekiyor: Okullarımızda bütün bu kontroller gerçekten düzenli olarak yapılıyor mu?
Ve belki de daha önemlisi:
Yapılıyorsa, sonuçlarını veliler biliyor mu?
Çocuklarımızın güvenliği hepimizin ortak sorumluluğudur.
"Bir çocuğu eğitmek, bir ülkenin kaderini belirlemektir. Çünkü gelecek, bugün yetiştirdiğimiz çocukların omuzlarında yükselecektir."