İŞ KAZASI YAŞADIM, NE YAPMAM GEREKİYOR?

İş kazaları çoğu zaman sayılarla ifade edilir. Kaç kişi yaralandı, kaç kişi hayatını kaybetti, kaç gün iş göremezlik oluştu... Oysa her rakamın arkasında bir insan, bir aile ve yarım kalan hayaller vardır.

Şöyle ki…

Çalışma hayatında hiç kimse bir iş kazası yaşayacağını düşünerek işe gitmez. Ancak ne yazık ki her gün birçok çalışan iş kazası nedeniyle yaralanmakta, geçici veya kalıcı iş göremez hale gelmekte, hatta yaşamını yitirmektedir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında en sık sorulan soru ise şudur: "İş kazası yaşadım, şimdi ne yapmalıyım?"

Öncelikle yaşanan olayın iş kazası olarak kayıt altına alınması büyük önem taşımaktadır. İşyerinde, işin yürütümü sırasında, görevli olarak başka bir yerde bulunurken ya da işveren tarafından sağlanan araçla işe gidiş-geliş sırasında meydana gelen kazalar iş kazası kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Bir iş kazası yaşandığında ilk yapılması gereken sağlık kuruluşuna başvurmak ve yaşanan olayın iş kazası olduğunu belirtmektir. Tedavi sürecine ilişkin tüm raporların, epikrizlerin ve belgelerin muhafaza edilmesi ilerleyen süreçte hak kaybı yaşanmaması açısından önemlidir.

İşverenin iş kazasını en geç üç iş günü içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak işverenin bildirim yapmaması, çalışanın iş kazasından doğan haklarını ortadan kaldırmaz. Sadece işletme ile ilgili yasal sorumluluklar doğurur.

İş kazası geçiren çalışanlar; geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, maluliyet durumunda çeşitli sosyal güvenlik hakları ve gerekli şartların oluşması halinde maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. İş kazası sonucunda yaşamını yitiren çalışanların yakınları da ölüm geliri ve diğer yasal haklardan yararlanabilmektedir.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus şudur: İş kazası yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda hukuki ve sosyal haklar doğuran bir durumdur. Bu nedenle çalışanların yaşadıkları kazaları gizlememeleri, kayıt altına aldırmaları ve haklarını öğrenmeleri büyük önem taşımaktadır.

İş sağlığı ve güvenliği kültürünün temel amacı kazalar meydana geldikten sonra hak aramak değil, kazaların hiç yaşanmamasını sağlamaktır. Ancak bir iş kazası meydana geldiğinde de çalışanların haklarını bilmeleri ve gerekli adımları zamanında atmaları mağduriyetlerin önüne geçecektir.

Unutulmamalıdır ki iş kazası kader değildir. Önlenebilir her kaza, alınmayan bir tedbirin sonucudur. Haklarını bilen çalışanlar ise hem kendi geleceklerini hem de çalışma yaşamındaki güvenlik kültürünü güçlendirmektedir.

“İş güvenliği bir tercih değil, bir yaşam hakkıdır.”