UYUM MU, HAKİKATE ŞAHİTLİK Mİ?

Kalabalıkların en büyük yanılgısı, çokluğun her zaman doğruluğu temsil ettiğine inanmalarıdır. Oysa tarih bize defalarca göstermiştir ki hakikat çoğu zaman kalabalıkların alkışları arasında değil, sorgulayan vicdanların sessizliğinde filizlenir.

İnsan, ait olma arzusuyla çoğu zaman düşünmeyi terk eder. Bir fikrin doğru olup olmadığına değil, kaç kişi tarafından tekrar edildiğine bakar. Böylece kanaatlerin yerini sloganlar, muhakemenin yerini ezberler alır. Kalabalığın içinde olmak güven verir; fakat güven veren her şey doğru değildir.

Bugün insanların önemli bir kısmı hakikati aramaktan çok uyum sağlamayı tercih ediyor. Çünkü uyum konfor sunar; soru sormayı, bedel ödemeyi ve yalnız kalmayı gerektirmez. Oysa bilinçli şahitlik, görüleni söylemeyi, yanlışa yanlış demeyi ve gerektiğinde çoğunluğa rağmen hakikatin yanında durmayı gerektirir.

Kur’an’ın ifadesiyle: “Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.” (En‘âm, 6/116)

Hakikat, kaç kişinin söylediğiyle değil, ne kadar doğru olduğuyla değer kazanır. Bu yüzden mesele kalabalığa karışmak değil; vicdanı diri tutabilmektir. Çünkü bazen bir kişinin sessizce gördüğü gerçek, binlerce kişinin hep birlikte tekrarladığı yanlıştan daha değerlidir.

Asıl soru şudur: Kalabalığın bir parçası olmak mı istiyoruz, yoksa hakikatin bilinçli şahitleri olmak mı? Tarih, çoğu zaman ikinci yolu seçenleri hatırlar.