Sırtını haşmetli Uludağ’a dayayıp engin ovaya göz süzünce, insan ister istemez kendini Kurtik Dağı’nın eteğinden Muş Ovası’na bakıyormuş gibi hissediyor. Şehirlerin coğrafyası kadar ruhları da birbirine benzer derler ya, işte Bursa ile Muş tam da böyle bir ikizliğin, kopmaz bir bağın adıdır. Muş nüfusunun önemli bir kısmını bağrında basan Bursa’ya gerçekleştirdiğimiz üç günlük ziyaret, sadece bir gezi değil, dostluğun, kardeşliğin ve memleket sevgisinin ilmek ilmek işlendiği unutulmaz bir gönül yolculuğu oldu.
Yolculuğumuz, İnegöl Kafkas - Muşspor karşılaşmasının heyecanıyla başladı. İnegöl’deki meslektaşlarımızın gösterdiği o içten misafirperverlik, sporun rekabetten öte nasıl bir dostluk köprüsü kurabileceğini bir kez daha kanıtladı. Sahadan 1-0’lık galibiyetle ayrılan Muşsporumuz yüzümüzü güldürse de günün asıl kazancı skordan ziyade tribünlere ve saha dışına damga vuran kardeşlik havasıydı. Maçın ardından Muşlu iş insanımız Mehmet Demirtaş’ın sahibi olduğu Yus-et Restoran’da futbolcularımızı, yönetimi ve taraftarlarımızı içeren kalabalık bir heyetle bir araya getirmesi ise bu güzel başlangıcı taçlandıran çok zarif bir jest oldu.
İnegöl’ün ardından rotamızı Bursa merkeze çevirdik. Burada geçirdiğimiz her an, Muş ile Bursa arasındaki sarsılmaz bağın ne kadar güçlü olduğunu bize hissettirdi. İlk olarak, hemşerilerimiz arasındaki dayanışma meşalesini her daim harlandıran Muş-Der’i ziyaret ettik. Dernek Başkanı Mahmut Asya ve Başkan Yardımcısı Erdal Civak ile bir araya gelerek yürüttükleri kıymetli faaliyetleri dinledik, sıcak bir sohbetin tadını çıkardık.
Ziyaretlerimizin bir diğer anlamlı durağı ise Muş İlder tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenen geleneksel futbol turnuvasıydı. Merhum hemşerimiz Ayhan Taşçı’nın aziz hatırasına ithaf edilen bu organizasyon, gurbetteki Muşluların kaynaşması için âdeta bir bayram havasında geçiyor. Dernek Başkanı Mehmet Akif Bingöl, yönetim kurulu üyeleri ve turnuva komitesinin samimi karşılaması bizleri ziyadesiyle mutlu etti. Ardından, Bursa’daki tüm derneklerimizi tek çatı altında buluşturan Muş Dernekler Federasyonu Başkanı Av. Mehmet Türker’i ziyaret ederek hemşerilerimizin kentteki izleri üzerine ufuk açıcı bir sohbet gerçekleştirdik.
Hatta Bursa sokaklarında bindiğimiz bir takside, şoförün "Muşluyuz" sözümüz üzerine gözleri parlayarak, "Ben Muşluları çok seviyorum. O kadar yardımseverler ki… Hastalandığımda yanımda sadece Muşlu dernekleri gördüm, desteklerini hiç unutamam" demesi göğsümüzü kabarttı. Bir şehrin sokaklarına böyle güzel izler bırakabilmek, insanımızın cömertliğinin ve merhametinin en canlı kanıtıydı.
Temaslarımız, Muş Eğitim ve Hizmet Vakfı Başkanı Mimar Ahmet Akın ve değerli yönetimiyle devam etti. Memleketimiz üzerine kurduğumuz güzel hayallerin ardından, eğitimci iş insanımız Ethem Okumuş’un "hemşerilerimiz gelmiş" diyerek bizlere zaman ayırması ve rehberlik etmesi, gurbette sıla sıcaklığını yaşatan unutulmaz anlardan biriydi.
Ve kuşkusuz bu ziyaretin en müstesna, en ilham verici durağı, sadece Bursa ve Muş’un değil, Türkiye’nin gurur kaynağı olan hayırsever eğitimci iş insanımız Sayın Gıyasettin Bingöl ile buluşmamız oldu. Hayata geçirdiği devasa eğitim yatırımları, binlerce insana sunduğu istihdam ve vizyoner kişiliğiyle Gıyasettin Bingöl, Bursa’ya, Muş’a ve bu ülkeye sevdalı anıtsal bir şahsiyet. Kendini eğitime, insana ve memleketine adamış böylesine değerli bir çınarla oturup Muş’u ve Bursa’yı konuşmak, onun engin tecrübelerinden ve memleket aşkından feyzalmak ziyaretimizin en kıymetli kazancı oldu.
Dolu dolu geçen üç günün sonunda Bursa’dan ayrılırken bir kez daha idrak ettik ki, bayrağımızın dalgalandığı bu cennet vatanın neresinde olursak olalım, bizler büyük ve sarsılmaz bir aileyiz. Doğudan batıya, kuzeyden güneye bu topraklar üzerinde kardeşçe yaşamak, birbirimizin elinden tutmak ve ortak sevdalarda buluşmak en büyük gücümüzdür.
Bursa’da hissettiğimiz bu sıcaklık ve memleket sevgisi, geleceğimize ve birliğimize olan inancımızı bir kat daha artırdı. Bizlere kapısını ve gönlünü açan tüm hemşerilerimize, dostlarımıza yürekten teşekkürler…