Şehirler dağlarıyla, nehirleriyle değil, onlara ruh katan, heyecan veren liderleriyle anılır. Bir kenti yönetmek yalnızca evraklara imza atmak, protokol koltuklarını doldurmak değildir. Hakiki mülki idarecilik, o toprağın soğuğunu teninde hissederken, halkın içindeki sıcak umutları diri tutabilmektir. Muş’a adım attığı ilk günden bu yana sergilediği kapsayıcı, çözüm odaklı ve samimi tavrıyla her kesimin gönlünde taht kuran Valimiz Sayın Avni Çakır, işte bu hakiki devlet adamlığının yaşayan örneğidir.

Sayın Valimiz, Muş’un yıllardır süregelen problemlerine hiçbir zaman mesafeli bakmadı. Meselelere bir bürokrat soğukluğuyla değil, bu şehrin öz evladı gibi bir aidiyetle yaklaştı. Eğitimin niteliğinden altyapı ihtiyaçlarına kadar her ayrıntıyı bizzat sahada takip etti. "Masadan yöneten değil, sahada yaşayan" bir idarecilik anlayışını kente yerleştirdi. Şehrin sosyo-ekonomik hayatına kazandırdığı ivmenin yanında, Muş’un en büyük ortak paydası, en diri heyecanı olan spora ve Muşspor’a verdiği değer ise bu vizyonun taçlandığı nokta oldu.

İşte bu samimi gayretin en somut simgesi, bugün Muş Şehir Stadı’nda yükselen muazzam dönüşümdür. Gençlik ve Spor Bakanlığı’mızın güçlü destekleriyle şehre kazandırılan 88,5 milyon liralık yatırım, sadece beton ve çimden ibaret bir tadilat projesi değildir, Muş’un spor geleceğine, gençliğine ve hayallerine dikilmiş dev bir abidedir.

Hafızalarımızı biraz tazeleyelim... Ağır kış şartlarında adeta balçık deryasına dönen, futbolcularımızın sakatlanma riskini artıran ve tribündeki taraftara eziyet dönüşen o eski saha zeminini hangimiz unutabiliriz? Sayın Valimiz bu tabloya seyirci kalmadı. Bizzat devreye girerek 41 milyon liralık yatırımla alttan ısıtmalı hibrit çim sistemini Muş’a kazandırdı. Artık dondurucu Muş ayazı da bastırsa, metrekareye tonlarca kar da düşse, Muş Şehir Stadı Süper Lig kalitesinde bir zeminle futbolcularımıza ev sahipliği yapacak.

Dönüşüm rüzgarı sahayla da sınırlı kalmadı. Yıllardır gece maçlarına ve canlı yayınlara izin vermeyen yetersiz projektörler, 24 milyon liralık yatırımla yerini ışıl ışıl, modern bir aydınlatma altyapısına bıraktı. Artık bu şehirde, akşamın alaca karanlığında ışıklar altında oynanan o büyülü maçların keyfini süreceğiz. Yeni nesil skorbordlardan protokol ve taraftar tribünlerine, çatı iskeletinden soyunma odalarına kadar harcanan 23,5 milyon liralık ek dokunuşla ortaya Muş’a ve Muşluya yakışan pırıl pırıl bir spor mabedi çıktı. Şantiyedeki her aşamayı, dökülen her harcı bir mühendis titizliğiyle yerinde denetleyen Vali Çakır, bu eserin her satırına kendi imzasını attı.

Muşspor bu yenilenme sürecinde evinden, taraftarından uzaktaydı. Ancak o sarı-beyaz armada öyle bir ruh var ki, gurbette çıktığı 7 çetin karşılaşmadan 6 galibiyet ve 1 beraberlik çıkararak adeta bir destan yazdı. Yönetimiyle, teknik heyetiyle ve sahadaki yürekli futbolcularıyla bu takım, şampiyonluğun en güçlü adayı olduğunu herkese kanıtladı.

Şimdi vuslat vakti... Kalplerin aynı ritimle çarpacağı 14 Kasım’daki Gebzespor maçıyla birlikte sarı-beyaz sevdalılar nihayet kendi evine dönüyor.

Vali Avni Çakır’ın da gür bir sesle vurguladığı gibi, "Geçen sezon son anda kaçırdığımız o şampiyonluk kupası, bu sezon play-off stresi yaşanmadan bu şehre gelecek!" Eğitimden sporuna kentin her derdiyle dertlenen, Muş’un vizyonunu büyüten ve Muşspor’u hak ettiği liglere taşımak için gövdesini taşın altına koyan bir Valimiz var. Şehrin mülki amiri bu inancı taşıyorsa, bize düşen tek bir görev kalıyor, 14 Kasım’da 8 bin kişilik o tribünleri mahşeri bir kalabalıkla doldurmak!

Muş’a geldiği günden itibaren bu topraklara değer katan, umutlarımızı yeşerten Sayın Valimiz Avni Çakır’a şahsım ve tüm hemşerilerim adına yürekten teşekkür ediyorum. Şimdi sıra bizde, 14 Kasım’da tribünleri bir şölen yerine çevirelim ve bu büyük emeğin karşılığını, o kupayı Muş’a getirerek hep birlikte kutlayalım!