Bir memleket düşünün… Taşı, toprağı, havası sert, ama insanının yüreği bir o kadar sıcacık, bir o kadar mertoğlu mert.
Yıllarca imrenerek bakardık çevre illere. İç geçirip derdik ki, “Bitlis’in, Kayseri’nin, Malatya’nın evlatları memleketlerine okul üstüne okul açıyor, öğrencisine, fakirine göğsünü siper ediyor. Bizim insanımız neden doğduğu toprağa böylesine güçlü sarılmıyor?”
Meğer her tohumun toprağı çatlatacağı, her sevdalının ses vereceği doğru bir vakit varmış…
Bugün geldiğimiz noktada gururla görüyoruz ki Muş’un öz evlatları, doğdukları topraklara olan vefa borcunu ödemek için adeta birbirleriyle yarışıyor. Yıllardır özlemini çektiğimiz o hemşehri dayanışması, artık soyut bir temenni olmaktan çıktı. Muş Vakfı, 1071 MUŞSİAD ve Muş Dernekler Federasyonu gibi güçlü yapıları ile somut birer hizmet çınarına dönüştü.
1995 yılında yakılan Muş Vakfı meşalesi, çizgisinden bir milim dahi sapmadan örnek bir duruş sergilemeye devam ediyor. Gurbete okumaya giden evlatlarımıza sadece bir burs kapısı olmadı bu çatı, İstanbul’un o devasa karmaşasında yalnız kalmasınlar diye onlara kucak açtı, sıla hasretini dindirdi. Muş’taki gençlerimizin ufkunu açan kültür gezilerinden geleceğe rehberlik eden buluşmalara kadar her alanda bir ağabey, bir baba şefkatiyle sahada yer aldı.
Ekonomik zorlukların herkesi içe kapattığı bir dönemde, Muş Vakfı çıtayı daha da yukarı taşıyor. Sadece bu yıl 1.749 gencimize karşılıksız burs sağlanıyor. İstanbul’daki öğrencilerimize ayda 3.500 TL, diğer illerdeki evlatlarımıza ise 3.000 TL destek veriliyor. Bu rakamlar sadece bir banka transferinden ibaret değildir dostlar, gurbette cebi boşalan bir gencin, "Arkamda dağ gibi memleketim var" diyerek başını dik tutabilmesidir.
Gurbetteki gücümüzü Muş Dernekler Federasyonu çatısı altında birleştiren vizyon, üretimi şahlandırmak adına 1071 MUŞSİAD’ı hayata geçirdi. Çukurova ve Konya Ovası berekete dönüşürken, Muş Ovası’nın muazzam potansiyelini harekete geçirmek ancak bu ortak akılla mümkündür.
Nitekim bu kurumsallaşma, memlekette muazzam bir iyilik dalgası başlattı…
Eğitimci iş insanı Gıyasettin Bingöl kente modern eğitim binaları kazandırdı. Tıp dünyasındaki gururumuz Prof. Dr. Vahit Özmen 2 okul yaptırdı. Eski Bakanımız Zafer Çağlayan ise cami ve okullarla doğduğu topraklara kalıcı imzalar attı.
Kentin kendi evladının, alın teriyle kazandığını doğduğu toprağa yatırması çok derin bir vefadır. Tıpkı tarlasını eken çiftçinin, hasadının en bereketli kısmını köyünün çeşmesine bağışlaması gibi…
İşte tam bu noktada, Muş Vakfı Başkanı Sayın Ulvi Eroğlu’nun memleket kalkınmasına dair sunduğu şu tarihi formülü zihnimize kazımamız gerekiyor: "Bir şehirde ilmin rehberliği, devlet adamının basireti ve girişimcinin cesareti aynı hedefte buluşmuyorsa, o şehrin kalkınması bir hayaldir. Ancak ilim, idare ve sermaye tek bir yürek olup el ele verdiğinde, o memleketin şahlanmasının önünde hiçbir engel duramaz."
Kalkınma, sadece soğuk beton binalardan değil, ilim ile sermayenin, akıl ile memleket sevdasının harmanlanmasından doğar. Akademisyenin bilgisi, bürokratın vizyonu ve iş insanının imkânı aynı masada buluştuğunda, Muş’un sadece bugünü değil, geleceği de teminat altına alınmış olur.
Ne var ki eski bir kelam-ı kibar hatırlatır: “Hayırlı işlerin muzır manileri çok olur.”
Yolunuz açık, birliğiniz ve hizmetleriniz daim olsun. Bu memleket size minnettardır.