YA BU ŞEHİR ŞAHLANACAK YA BU RUH KAYBOLACAK!

Dün Ankara’dan Muş’un sokaklarına sert ama bir o kadar da memleket kokan bir rüzgâr esti. Şehrin hafızasında “Efsane Başkan” sıfatıyla sarsılmaz bir yer edinen eski milletvekilimiz Zeki Eker, elinde sadece bir uçak biletiyle değil, cebinde binlerce Muşlunun hatırasıyla, yüreğinde ise dinmek bilmeyen o sarı-beyaz sevdayla karşımızdaydı.

Onu dinlerken sadece bir spor adamını değil, bir şehrin kimliğini savunan bir bilgenin feryadını, bir aidiyetin manifestosunu duyduk. Toplantı salonundaki o vakur duruşu, aslında hepimize tutulan bir aynaydı.

Zeki Başkan’ın boğazının düğümlendiği o an, hepimizin zihnine bir mühür gibi kazınmalı. Ne demişti Başkan? "Benim dönemimde cebinde harçlığı olmayan ama parmağındaki alyansını satıp deplasman otobüsüne binen babalar, gençler vardı..."

Bu cümle sadece nostaljik bir anı değil, bir adanmışlık belgesidir. O günlerde bugünkü gibi konforlu statlar, devasa bütçeler yoktu. Ama ne vardı biliyor musunuz? Haysiyet mücadelesi vardı. O alyansını satan adam, aslında sadece bir altın parçasını değil, ailesinin rızkından kestiği bir parçayı bu şehrin onuruna feda ediyordu.

Şimdi kendimize şu soruyu sorma vaktidir… Bugün otopark parasını, maç saatini ya da havayı bahane eden bizler, o alyans ruhunun mirasına layık mıyız? Zeki Başkan’ın sitemi şahıslara değil, kaybetmeye yüz tuttuğumuz o "biz" olma duygusunadır.

Hafta sonu rakibimiz Bursaspor. Evet, büyük bir camia, lider koltuğundalar. Ancak Zeki Eker’in o kendine has özgüveniyle kurduğu cümle aslında maçın ruhunu tayin etti. "Bursaspor’dan daha şanslıyız." Neden mi? Çünkü biz Muş’uz. Biz, imkânsızlıkların bağrından devrimler çıkaran bir halkız. Eker’in dediği gibi, şampiyonluk sadece sahada kazanılmaz, önce şehirde inanılır. Eğer biz o tribünleri tıka basa doldurup o meşhur "Muşspor baskısını" hissettirirsek, değil Bursa, dünya gelse o kaleden topu geçiremez. Zeki Başkan Ankara’daki tüm randevularını, devlet işlerini bir kenara itip bu yaşta buraya geliyorsa, gencin, esnafın, memurun stada gitmemek için hiçbir geçerli mazereti olamaz.

Sayın Valimiz Avni Çakır’ın çabalarını Eker de uzun uzun takdir etti. Bir mülki amirin, şehrin takımı için bir kulüp başkanı gibi dertlenmesi, her idmanda, her maçta ter dökmesi bu şehir için büyük bir şanstır. Ancak Zeki Başkan’ın uyarısı kulak ardı edilmemeli… "Valimiz örnek alınmalı, yalnız bırakılmamalı."

Buradan şehrin iş insanlarına, siyasetçilerine ve kanaat önderlerine sesleniyoruz… Sayın Valimiz tribünde bu şehir için dertlenirken, protokol koltuklarında eksik kalan her isim bu şehre bir vefa borçludur. Bu yol sadece yönetimle yürünmez, bu yol, Muş’un ekmeğini yiyen herkesin maddi ve manevi harcıyla örülür.

Zeki Eker, "Bu takım kimsenin şahsi malı değil, Muş’un onurudur" diyerek son noktayı koydu. Pazar günü oynanacak maç, sadece bir lig mücadelesi değildir, Muş’un kendi onuruna sahip çıkıp çıkmayacağının sınavıdır.

Efsane Başkan görevini yaptı, Ankara’dan geldi, meşaleyi yaktı ve kenara çekildi. Şimdi top bizde… O gün o stada gitmemek, Zeki Başkan’ın bahsettiği o "alyans ruhuna" sırt dönmektir.

Bursaspor bizim misafirimizdir, başımızın tacıdır. Biz Muşlulara yakışan, sahada kıran kırana bir rekabet, tribünde ise centilmenlik destanı yazmaktır. Sahada rakip, dışarıda dostuz.

Haydi Muş! Pazar günü tek yürek olalım. Zeki Başkan’a ve bu renklere gönül verenlere sözümüz olsun: O stat dolacak, o aslanlar kükreyecek!