PLAKET HASEDİ VE KLAVYE KAHRAMANLARININ HAZIMSIZLIĞI
Bu kentte yaşamanın, bu kentin değerleri için ter dökmenin bir ağırlığı vardır. Kimileri bu ağırlığı gururla taşır, kimileri ise sadece tabelalarda ismi yazılı olduğu için bu ağırlığı "meşruiyet" sanır. Geçtiğimiz günlerde şehrimizin tanıtımına, kültürüne emek verenlere bir kadirşinaslık nişanesi olarak Muş Valiliği Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından plaketler takdim edildi. Bu plaketler, kentin gözü önünde, emeğin bir karşılığı olarak sahiplerini buldu. Ancak görüyoruz ki, bazıları için bu plaket bir "hizmet nişanı" değil, kendi egosunu besleyemediği bir "hazımsızlık" kaynağı oldu.
Kendisinin adı o listede olmadığı için, plaket alan herkesi ve bu programı düzenleyenleri töhmet altında bırakan o zihniyete sormak gerek, siz kimi, neyle suçluyorsunuz?
Bir plaket almadınız diye, bu memleketin tanıtımına katkı sunan insanları "paragöz"lükle, kurumları ise "yönlendirilmekle" itham etmek, olsa olsa kendi yetersizliğinizin dışa vurumudur. Madem elinizde bir belge var, madem bir "usulsüzlük" görüyorsunuz, neden susuyorsunuz? Yoksa sizin için "hizmet" demek, sadece kendi isminizin o plaketlerde yazılı olması mı? Eğer öyleyse, üzülerek belirtmeliyim ki, siz bu kentin değil, sadece kendi hırslarınızın temsilcisisiniz.
Görünen o ki, siz "Ağlamayana mama vermezler" sözünü biraz yanlış anlamışsınız. Bu söz, emek vermeden, üretmeden, sahadan kopuk bir şekilde sadece bağırıp çağırarak bir şeyler koparabileceğiniz anlamına gelmez. Modern dünyada ve bu kentin gerçeklerinde kural değişti. "İş yapmayana mama yok!" Siz tabela arkasına saklanıp gün boyu kurum kapılarında mesai tüketerek, "hizmet" üretmeden takdir bekliyorsanız, o "mama"yı değil, sadece kendi hırsınızın gölgesini alırsınız. Bu kent, artık kimin üretip kimin sadece "tabela" salladığını gayet iyi ayırt edebiliyor.
Şimdi size açık bir çağrımız var! İftira attığınız o insanları ve kurumları zan altında bırakmaya devam etmeyin. Eğer gerçekten bir iddianız varsa, bunları sosyal medya köşelerinde değil, adli makamlarda dile getirin. Belgeniz varsa mahkemeye gidin, yoksa o klavyenizi kapatın ve susun.
Aksi takdirde, bu "klavye kahramanlığınızın" bedelini hukuk önünde ödemeye hazır olun. Hakkınızda başlatacağımız yasal süreçle, attığınız iftiraların ve karalamaların hesabını tek tek soracağız. Bu kenti kendi küçük, menfaat odaklı dünyanızın "savaş alanı" yapmanıza artık müsamaha yok.
Bizler, plaketlerin parıltısına değil, bu şehre kattığımız değerin huzuruna bakıyoruz. Siz ise plaket alamadığınız için kudurmaya devam edin. Unutmayın ki, güneş balçıkla sıvanmaz, emeğin sahibi de sizin gibi "tabela sakinlerinin" iftirasıyla lekelenmez.
Siz kendi gölgenizde çırpınmaya devam edin, bizler bu kentin ışığını daha da parlatan işler üretmeye devam edeceğiz. Unutmayın ki, haddinizi aşan her cümleniz, hukuki karşılığını fazlasıyla bulacaktır.