SU SİYASET DEĞİL, HAYATTIR!

Muş’ta iki gündür musluklardan akan su değil, maalesef koca bir belirsizlik bulutu…

Şehrin geneline yayılan, mutfaklarımıza ve banyolarımıza kadar giren o keskin koku, vatandaşlarda haklı bir tedirginliğe yol açtı. Ancak bu süreçte asıl üzücü olan, vatandaşın samimi endişesinin Muş Belediyesi tarafından "Asılsız iddia" denilerek kestirip atılması oldu.

Oysa yerel yönetimlerin asli görevi, feryat eden vatandaşa duvar örmek değil, o feryadın nedenini bilimsel ve şeffaf bir şekilde açıklamaktır.

İl Sağlık Müdürlüğü’nden gelen bilgiler net: "Numuneler alındı, sonuçlar bekleniyor." Yani henüz yetkili laboratuvarlar "bu su temizdir" dememişken, belediyenin kendi imkanlarıyla "sorun yok" ilanı vermesi, teknik bir veriden ziyade günü kurtarma çabası gibi görünüyor.

Şeffaf belediyecilik, analiz sonuçları çıkana kadar vatandaşı dikkatli olmaya çağırmayı, gerekirse önlem almayı ve süreci adım adım paylaşmayı gerektirir. Unutmayalım ki, laboratuvarın onaylamadığı bir suya "tertemiz" demek, halkın sağlığını riske atan bir aceleciliktir.

Bu meseleyi siyasi bir çekişme zeminine oturtmaya çalışmak, Muş halkına yapılacak en büyük haksızlıktır. Musluktan gelen o koku, sağcıyı da solcuyu da, yaşlıyı da genci de aynı derecede etkiliyor. Bir annenin "Çocuğumu bu suyla yıkayabilir miyim?" endişesi ya da bir vatandaşın ibadetini yaparken duyduğu rahatsızlık siyasi bir manevra değil, en insani, en doğal reflekstir.

Belediyecilik, hangi parti çatısı altında olursa olsun bir "yaşam kalitesini koruma" sanatıdır. Sorunu dile getiren vatandaşı "karalama kampanyası yapmakla" itham etmek, meseleyi çözmek yerine sadece üstünü örtmektir.

Bugün Muş sokaklarında hangi kapıyı çalsanız benzer cümleleri duyuyorsunuz: "Yemek yapmaya korkuyoruz", "Su bardağa siniyor", "Şebeke suyuna güvenimiz kalmadı."

Vatandaş bu somut durumu bizzat yaşarken, yetkililerin "iddialar asılsız" demesi halkın duyularıyla alay etmekten öteye geçemez. Belki kanalizasyon karışması yoktur ki temennimiz budur. Ancak ortada bir koku varsa bunun bir sebebi olmalı. Şebeke hatlarındaki bir arıza mı, depolardaki durağanlık mı, yoksa mevsimsel bir değişim mi? Belediye, enerjisini halkı suçlamaya değil, bu teknik sorunu bulup gidermeye harcamalıdır.

Muş halkı kokuya razı gelmek zorunda değildir. Belediye yönetimi, halkın burnuna gelen o koku yok olana kadar suçlu değil, sorumlu olduğunu hatırlamalıdır. Yarın analiz sonuçları temiz çıksa bile, bu kriz sürecinde sergilenen "halktan kopuk ve savunmacı" tavır, gönüllerde bir iz bırakacaktır.

Halkın sağlığı her türlü siyasi mülahazanın üzerindedir. Şimdi aynaya bakma, gerçeklerle yüzleşme ve halkın sağlığı için polemik yerine hizmet üretme vaktidir. Çünkü su hayattır ve hayatta siyasetten her zaman daha büyüktür.