Bazı tarihler vardır; takvim yaprağı olmaktan çıkar, bir millete kazınır.
6 Şubat 2023 işte böyle bir gündür.
O sabah, saat 04.17’de sadece Kahramanmaraş merkezli bir deprem olmadı; Türkiye’nin hafızasında derin bir yarık açıldı. Ardından aynı gün öğle saatlerinde gelen ikinci büyük sarsıntı ise bu felaketin “tekil bir an” değil, asrın en büyük afet zinciri olduğunu acı biçimde gösterdi.
Bu deprem, ne sadece bir doğa olayıydı ne de birkaç şehrin yaşadığı talihsizlik. Bu, bir ülkenin aynı anda sınandığı bir andı.
11 İL, TEK ACI
Depremler, başta Kahramanmaraş olmak üzere 11 ili doğrudan etkiledi:
Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Kilis ve Elazığ…
Bu 11 ilde yüzlerce ilçe, binlerce mahalle, on binlerce sokak bir anda tanınmaz hâle geldi. Türkiye’nin nüfus, yüzölçümü ve ekonomik hacim açısından en geniş afet alanı ortaya çıktı. Bu, sadece Türkiye için değil, dünya afet tarihinin de en büyüklerinden biriydi.
KAYIPLAR: RAKAM OLMAYAN SAYILAR
Resmî verilere göre 53.537 can kaybı yaşandı.
107 binden fazla insan yaralandı.
Ama bu sayılar, hakikatin tamamını anlatmaz.
Çünkü her bir sayı;
– Bir çocuğun yarım kalan sabahı,
– Bir annenin cevapsız telefonu,
– Bir babanın enkaz başındaki sessizliği demektir.
Depremden sonra Türkiye’de herkes bir yakınının adını listelerde aradı.
O gün ülke, tek bir aileye dönüştü. Kiminin evi yıkıldı, kiminin yüreği.
YIKIMIN BOYUTU: SADECE BETON ÇÖKMEDİ
Deprem sonrası yapılan hasar tespitlerinde 84 bini aşkın bina “yıkık, acil yıkılacak veya ağır hasarlı” olarak kayda geçti.
Bu rakam, milyonlarca insanın bir gecede evsiz kaldığı anlamına geliyordu.
Ancak yıkım sadece konutlarla sınırlı değildi:
– Hastaneler,
– Okullar,
– Kamu binaları,
– Sanayi tesisleri,
– Tarihî yapılar,
– Altyapı sistemleri…
Bir şehir, sadece evlerden ibaret değildir.
Şehir; hatıralar, alışkanlıklar, sokaklar, komşuluklar demektir.
Ve 6 Şubat’ta, bu düzenin tamamı çöktü.
İLK SAATLER: DEVLET VE MİLLETİN REFLEKSİ
Felaketin ardından saatler, dakikalar hatta saniyeler hayatiydi.
Arama-kurtarma ekipleri, askerler, polisler, sağlık çalışanları, AFAD personeli, madenciler, itfaiyeciler…
Türkiye’nin dört bir yanından insanlar tek bir istikamete yöneldi: deprem bölgesi.
Ama sadece resmî kurumlar değil;
– Gönüllüler,
– Sivil toplum kuruluşları,
– Belediyeler,
– Vakıflar,
– Üniversiteler,
– Sıradan vatandaşlar…
Herkes elindekini ortaya koydu.
Kimi cebindeki parayı gönderdi, kimi montunu çıkardı, kimi arabasına binip binlerce kilometre yol yaptı.
İşte o gün Türkiye, tek vücut oldu.
DAYANIŞMA: BU TOPRAKLARIN GENETİĞİ
Yardım kampanyaları ülke çapında dalga dalga yayıldı.
Televizyonlarda yardım geceleri düzenlendi, milyonlarca lira bağış toplandı.
Sosyal medya, bu kez tartışma değil yardımlaşma için kullanıldı.
İnsanlar “Devlet ne yapıyor?” sorusunun yanında şunu da sordu:
“Ben ne yapabilirim?”
Bu soru, bir toplumun ayakta kalma refleksidir.
Ve 6 Şubat’ta bu refleks çalıştı.
GEÇİCİDEN KALICIYA: ZORLU YOL
Deprem sonrası süreç, iki ana aşamada yürütüldü:
1. Acil Müdahale ve Geçici Barınma
– Çadır kentler
– Konteyner şehirler
– Seferber edilen altyapı hizmetleri
– Psikososyal destekler
2. Kalıcı Konut ve Şehirlerin Yeniden İnşası
– Zemin etütleri
– Rezerv alanlar
– Yeni imar planları
– Sağlam, yatay mimari anlayışı
Hükümet, “bir yıl içinde konutlar teslim edilecek” hedefiyle büyük bir yeniden inşa süreci başlattı. Aradan geçen sürede yüz binlerce konutun yapımı tamamlandı veya teslim edildi.
Bu, dünyada çok az ülkenin kısa sürede başarabileceği ölçekte bir organizasyondu.
YENİDEN İNŞA NE DEMEKTİR?
Yeniden inşa, sadece bina dikmek değildir.
Asıl mesele şudur:
– İnsanlar yeniden güvende hissedebilecek mi?
– Aynı hatalar tekrar edilmeyecek mi?
– Denetim gerçekten olacak mı?
Çünkü deprem, doğaldır.
Ama yıkımın büyüklüğü, çoğu zaman insan kaynaklıdır.
6 ŞUBAT’IN BIRAKTIĞI SORUMLULUK
Bu felaket bize şunu öğretti:
– Afetlere hazırlık bir lüks değil, zorunluluktur.
– Bilim, imar ve denetim ertelenemez.
– “Olmaz” denilen her şey, bir sabah olabilir.
6 Şubat, sadece bir yas günü değildir.
Aynı zamanda bir hesaplaşma ve yeniden düşünme günüdür.
SON SÖZ
6 Şubat’ta toprağın altı üstüne geldi.
Ama Türkiye, o enkazın içinden dayanışmayı, birliği ve direnci çıkardı.
Kaybettiklerimizi geri getiremeyiz.
Ama onların hatırasına layık bir ülke kurabiliriz.
Ve belki de 6 Şubat’ın bize bıraktığı en büyük miras şudur:
Birlik olursak, en büyük felaketler bile bizi yıkamaz.