MUŞ’UN 109 YILLIK ŞANLI DİRENİŞİ VE PARLAYAN GELECEK

Bugün 30 Nisan. Bu tarih, Muş için sıradan bir takvim yaprağı değil; bir şehrin küllerinden doğuşunun, esaret zincirlerini parçalayıp hürriyete kanat çırpışının 109. yıl dönümüdür. Kadim şehrimizin düşman işgalinden kurtuluşunu kutlarken, sadece bir zaferi değil, bu toprakların ruhundaki sarsılmaz iradeyi de selamlıyoruz.

Muş, tarih boyunca Anadolu’nun kilit taşı, Malazgirt’te açılan kapının muhafızı ve Sultan Alparslan’ın emaneti olmuştur. 1916 yılında başlayan o kara günler, şehrin üzerine bir kabus gibi çökmüştü. Rus işgaliyle sarsılan bu topraklar açlığı ve acıyı en derinden yaşadı. Fakat Muş halkı, Murat Nehri gibi coşkun, Cilo gibi vakur duruşundan asla taviz vermedi. 30 Nisan 1917’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki kahraman ordumuzun mücadelesiyle Muş, yeniden hürriyetine kavuştu.

Muş’u anlatırken sadece rakamlardan bahsedemeyiz. Muş, bir estetik ve güç dengesidir. Bahar geldiğinde ovayı baştan başa saran o meşhur Muş Laleleri, sadece bir çiçek değildir, şehitlerimizin mübarek kanını simgeleyen, bu topraklara sadakatle bağlı birer hürriyet meşalesidir.

Şehrin silüetine damga vuran heybetli kalelerimiz ise bu toprakların sahipsiz olmadığının en somut kanıtıdır. Muş Kalesi’nden ovaya baktığınızda zamanın ruhunu hisseder, Haspet Kalesi’nden süzülen rüzgarda ecdadın sesini duyarsınız.

Muş, sadece tarihiyle değil, coğrafi konumuyla da eşsiz bir hazinedir. Doğu Anadolu Bölgesi’nin tam ortasında yer alan şehrimiz, bölgedeki tüm illere olan mesafesiyle adeta bir kavşak noktasıdır. En uzak ilin bile sadece 2,5 saatlik bir mesafede olması, Muş’u doğal bir merkez konumuna taşımaktadır.

Bu stratejik konum gereği, Bölge Müdürlüklerinin Muş’ta konuşlanması, çevre illere hizmet götürme noktasında büyük bir verimlilik sağlayacaktır. Hem kamu hizmetlerinin hızı hem de ulaşım kolaylığı açısından Muş, Doğu Anadolu’nun idari ve lojistik başkenti olmaya adaydır. Şehrimiz, bu potansiyeli taşıyacak altyapıya ve vizyona sahiptir.

Gelecek vizyonumuzun bir diğer ayağı ise devasa üretim potansiyelimizdir. Muş Ovası Sulama Projesi, sadece toprağı suyla buluşturmak değil, Muş’u Türkiye’nin tarım ambarı yapma yolundaki en büyük hamledir. Topraklarımız suyla buluştukça bereket artacak, tarıma dayalı sanayimiz şahlanacak ve Muş, bölgesel bir ekonomik güç merkezi haline gelecektir.

Bugün 109 yıl öncesinin o büyük gururunu yaşarken üzerimize düşen görev, bu aziz şehri kültürüyle, kaleleriyle ve stratejik gücüyle daha ileriye taşımaktır. Muş Ovası’nın bereketini, konumumuzun avantajını ve lalelerimizin asaletini tüm dünyaya anlatmak boynumuzun borcudur.

Bu anlamlı günde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.

30 Nisan Kurtuluş Bayramımız kutlu olsun. Nice hür, güçlü ve bereketli yıllara Muş!