MUŞ’UN KIŞ ÇİLESİNDE "PARK" DÜĞÜMÜ: KİM HAKLI, KİM MAĞDUR?
Muş’ta kış, sadece gökyüzünden düşen beyaz kristaller demek değildir, aynı zamanda daralan yollar, geçit vermeyen kaldırımlar ve bir türlü çözülemeyen "araç park etme" bilmecesidir. Her yıl aynı senaryoyu izliyoruz: Belediye iş makineleri sokağa girer, ancak yol kenarına dizilmiş araç ordusu yüzünden kepçeler havada asılı kalır. Operatörler telefon trafiğine başlar, anonslar yapılır, zaman akar gider. Ama sonuç? Yarım yamalak temizlenmiş sokaklar ve her iki tarafın da birbirini suçladığı bir gerginlik.
Gelin, bu "beyaz kördüğümü" hem belediye hem de vatandaş cephesinden, gerçekçi örneklerle irdeleyelim.
BELEDİYENİN GÖREVİ SADECE KAR KÜREMEK Mİ?
Belediye yönetiminin düştüğü en büyük hata, karla mücadeleyi sadece teknik bir "süpürme" işlemi olarak görmesidir. Oysa bu işin aslı stratejik yönetimdir. Düşünün ki; İstasyon Caddesi’nde ya da ara sokaklarda kar temizliği yapacaksınız. Vatandaşa sadece "Aracınızı çekin" demek, evi yanmakta olan birine "Dışarı çık" demek gibidir. Adam dışarı çıkacaktır ama nereye sığınacaktır? Muş’un park alanı yetersizliği bir sır değilken, belediyenin vatandaşa alternatif sunmadan çözüm beklemesi büyük bir planlama hatasıdır.
BELEDİYE NE YAPMALIYDI?
Örneğin, temizlik yapılacak mahallede o gün için okul bahçeleri, kamu kurumlarının otoparkları veya daha önce temizlenmiş geniş boş araziler "Geçici Park Bölgesi" ilan edilemez mi? Ekipler mahalleye girmeden birkaç saat önce bu alanlar hazırlanmalı ve vatandaşa SMS veya anonsla: "Sayın vatandaşımız, sokağınız temizlenecektir. Lütfen aracınızı şu noktadaki geçici park alanına çekiniz, bu alan belediyemizce temizlenmiş ve güvenli hale getirilmiştir" denilmelidir. Yol göstermeden yol açmaya çalışmak, akıntıya karşı kürek çekmektir.
VATANDAŞIN DUYARLILIĞI: "BANA DOKUNMAYAN YILAN" MANTIĞI
Madalyonun diğer yüzünde ise bizler varız. Evet, park yeri sorunu var; evet, belediye yer göstermiyor. Ancak bu durum, aracımızı bir kar kütlesi gibi yolun ortasında bırakıp evimize çekilme hakkını bize vermez.
Bir örnekle açıklayalım: Gece yarısı bir hastanız olsa ve o sokağa park edilen araçlar yüzünden ambulans sokağa giremese suçlu kim olacak? Ya da itfaiye aracı o daralan yoldan geçemediğinde faturayı kime keseceğiz? Vatandaşın "Ben buraya koydum, belediye başının çaresine baksın" yaklaşımı, aslında kendi ayağına kurşun sıkmaktır. Ekiplerin işini zorlaştırdığımız her dakika, o karda mahsur kalan yaşlı teyzenin, okula gidemeyen çocuğun hakkına giriyoruz demektir. Empati, sadece karşı tarafı anlamak değil, toplumun genel çıkarı için kendi konforumuzdan biraz olsun ödün vermektir.
KOORDİNASYON ŞART: MUŞ BUNU HAK ETMİYOR!
Muş’un kışı bellidir, karın miktarı bellidir. Şaşırmaya gerek yok. İhtiyacımız olan tek şey koordineli çalışma.
Belediye bir mobil uygulama veya etkili bir SMS sistemiyle sokak sokak takvim yayınlamalı.
Araç sahiplerine ulaşılamadığında araçlar cezai işlemle değil, belediyenin gösterdiği en yakın güvenli alana ücretsiz çekilerek yol açılmalı.
Bu sorun sadece kışın değil, yazın da var. Muş’un merkezine yapılacak modern ve çok katlı otoparklar artık bir lüks değil, zorunluluktur.
Belediye "yer göstermeli", vatandaş ise "duyarlılık" göstermeli. Şehrin sokakları birer otopark değil, hepimizin ortak kullanım alanıdır. Karın bereketi, koordinasyonsuzluğun eziyetine dönüşmemeli. Eğer her iki taraf da üzerine düşeni yapmazsa, biz daha çok kış günü "araç sahibi arama" anonsları dinleriz.