İYİLİK EMANETTİR, EMANETİ EHLİ OLMAYANA TESLİM ETMEYİN
Rahmet ve mağfiret ayı Ramazan’ın gelişiyle birlikte, içimizdeki yardımlaşma ve dayanışma duyguları adeta şaha kalktı. Sofralarımız küçülürken gönüllerimiz büyüdü, "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" düsturuyla elimizdeki imkânları paylaşma yarışına girdik. Ancak ne acıdır ki, bizlerin bu saf ve temiz niyetlerini fırsat bilen, "iyilik" maskesi altında ceplerini dolduran niyet yoksunları da boş durmuyor.
Bugünlerde sosyal medya platformları adeta birer "yardım toplama merkezine" dönüşmüş durumda. Telefonumuzu her açtığımızda karşımıza şu manzara çıkıyor. Kimi bir dernek ismi zikrederek, kimi "gönüllü topluluk" adı altında, kimi ise "Ben aracıyım, filan mahallede mağdur aileler var" diyerek kendi şahsi IBAN numaralarını paylaşıyor.
Peki, bu noktada durup kendimize şu soruyu sormalı mıyız, iyilik yaparken kaş yapayım derken göz mü çıkarıyoruz?
Yardımlaşmanın en etkili ve en sahih yolu, imkanınız ve vaktiniz varsa ihtiyaç sahibini bizzat bulmaktır. Bir paket gıdayı kendi ellerinizle o evin kapısına bırakmak, bir çocuğun bayramlık ayakkabısını bizzat giydirmek, sadece o ihtiyacı gidermek değildir, aynı zamanda o gönüle dokunmaktır. Arada hiçbir perde olmadan yapılan bu yardımda "acaba yerine ulaştı mı?" şüphesi yoktur.
Elbette herkesin her ihtiyaç sahibine bizzat ulaşma şansı yok. İşte burada devreye "aracılar" giriyor. Ancak dikkat! Aracı kullanırken sergilenecek en büyük safiyet, şahsi hesaplara para göndermektir.
Şöyle bir düşünelim… Birinin şahsi hesabına gönderdiğiniz 1000 TL'nin, gerçekten o akşam bir ailenin iftar sofrasına mı dönüştüğünü, yoksa gönderdiğiniz kişinin şahsi kredi kartı borcuna mı gittiğini nasıl bilebilirsiniz? "Ben o kişiyi tanıyorum, iyi insandır" demek kurumsal bir güvence değildir. Şahsi hesaplar denetime tabi değildir, şeffaf değildir ve en önemlisi hukuki bir sorumluluğu yoktur.
Eğer bir aracı kurum üzerinden hayır yapacaksanız, bu mutlaka resmi bir dernek veya vakıf olmalıdır. Çünkü, Derneklerin hesapları devlet tarafından denetlenir. Giren her kuruşun kaydı vardır, çıkan her kuruşun makbuzu ve faturası olmak zorundadır. Dernekte para şahsın değil, kurumun uhdesindedir. Bir kişi hata yapsa bile kurumun kayıtları o hatayı ortaya çıkarır. Şahıslar bugün var yarın yok, ama kurumlar yardımı organize bir şekilde, gerçek ihtiyaç listelerine göre dağıtır.
Sosyal medyada duygu sömürüsü yaparak "Bir çocuk aç kalmasın, hesabıma şu kadar atın" diyenlere karşı uyanık olmalıyız. Bu tür denetimsiz toplamalar, hem gerçek ihtiyaç sahiplerine gidecek olan yardımların önünü kesiyor hem de toplumsal güveni zedeliyor.
Niyetimiz Allah rızası için bir yaraya merhem olmaksa, o merhemi ehil ellere teslim etmek de görevimizdir. İyiliği zayi etmeyin. Aracılık yapacak olanın "hesabı" şeffaf, "yeri" belli, "kaydı" resmi olsun. Sadece elimizi değil, aklımızı da taşın altına koyalım ki, yardımlarımız gerçekten hak edene ulaşsın.