SOSYAL BELEDİYECİLİK Mİ, YOKSA "ÇEK"İŞMELİ BİR TİYATRO MU?
Muş Belediyesi, Ramazan’ın ruhuna uygun bir adım atarak şehir merkezindeki 3 bin 650 aileye gıda kolisi ulaştırdığını duyurdu. Habere bakılırsa her koli yaklaşık 80 kilogram. İçinde 15 çeşit temel gıda maddesi var. Kağıt üzerinde her şey kusursuz… İhtiyaç sahibinin kapısına kadar giden, kimseyi teşhir etmeyen, "bir elin verdiğini diğer el görmesin" düsturuna uygun bir tablo...
Ancak bu parıltılı tablonun hemen arkasında, cevaplanması gereken kapkara sorular duruyor.
Madem Muş Belediyesi’nin 80 kiloluk devasa kolileri hazırlayacak lojistik gücü, kapı kapı dolaşacak personeli ve bu organizasyonu yapacak bütçesi vardı, o halde geçtiğimiz günlerde o "meşhur" ihale neden yapıldı? Neden vatandaşın eline birer kağıt parçası tutuşturulup, belirli bir markete "mecbur" bırakıldı?
Gelin, bu çelişkiyi biraz daha yakından inceleyelim… 4 güne sıkışan bir "yardım" dramı… Vatandaşa verilen çeklerin kullanım süresi neden sadece 4 günle sınırlandırıldı? Ramazan ayının o telâşesi içinde, yaşlısını, hastasını, engellisini düşünmeden insanları daracık bir zamana hapsetmek hangi vicdana sığar? O çekleri alan vatandaşlar, adeta bir "stok eritme" operasyonunun figüranı haline mi getirildi?
100 liralık ürün, 200 liraya nasıl çıktı? Sokakta konuşulanlar, kulağımıza gelen iddialar vahim. Diyelim ki bir vatandaşın elinde 500 TL’lik bir çek var. Normal şartlarda bu çekle filesini doldurması gerekirken, anlaşmalı marketin raflarında fiyatların bir anda "etiket operasyonuyla" iki katına çıktığı öne sürülüyor.
Örnekleyelim: Piyasa değeri 100 TL olan bir yağ veya şeker, belediye çekiyle alınmak istendiğinde neden 200 TL’ye mahsup edildi?
Eğer bu iddialar doğruysa, belediyenin kasasından çıkan tüyü bitmemiş yetimin hakkı, ihtiyaç sahibinin midesine değil de birilerinin kar hanesine mi yazıldı?
"Tarihi geçmiş ürün" ayıbı… Daha da acısı, o kısıtlı sürede markete koşan vatandaşların önüne "son kullanma tarihi geçmiş" ya da geçmeye yüz tutmuş ürünlerin çıkarıldığı iddiası. Bu, sadece bir yönetim zafiyeti değil, aynı zamanda halkın sağlığıyla oynamaktır. İhtiyaç sahibine yardım etmek, ona "artık ürünleri" reva görmek değildir.
Kriterler nerede, şeffaflık nerede? Şimdi belediye yetkililerine sormak lazım.
1. Son dağıtılan 80 kiloluk koliler hangi kriterlere göre, kimlerin kapısına gitti? Bu listeler nasıl belirlendi?
2. İhale verilen marketle ilgili yağan şikayetler sümen altı mı edildi, yoksa bir inceleme başlatıldı mı?
3. Bir yanda kapıya giden hizmet, diğer yanda market kuyruğunda bekletilen vatandaş... Bu ikili standart neden?
Belediyecilik, sadece koli dağıtmak değil, o kolinin içindeki helal rızkın ve o yardımın arkasındaki adaletin hesabını verebilmektir. Bazı insanların evine hizmet götürürken, diğerlerini "başının çaresine bak" diyerek fahiş fiyatlı marketlerin kucağına itmek, sosyal belediyecilikle bağdaşmaz.
Burada asıl soru şudur. Amaç gerçekten ihtiyaç sahibine merhem olmak mı, yoksa birilerine "çek" üzerinden rant kapısı aralamak mı? Muş halkı adına bu soruların takipçisi olmaya devam edeceğiz. Belediye yönetiminden beklenen ise, sessizliğe gömülmek değil, bu "fiyat farkı" ve "bayat ürün" iddialarına karşı net, şeffaf ve hesap verebilir bir açıklama yapmaktır. Kimse unutmasın, halkın sofrasından çalınan her kuruşun hesabı, bir gün mutlaka sorulur.