HABER49- Erzurum Şehir Hastanesi Hematoloji Kliniği’nden Dr. Muhammet Ateş, Dünya Lenfoma Farkındalık Haftası dolayısıyla lenfoma hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Lenfomanın lenfositlerden kaynaklanan bir kanser türü olduğunu belirten Ateş, hastalığın Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma olmak üzere iki ana gruba ayrıldığını söyledi.
Ateş, “Lenfoma, lenf dokusunun habis tümörüne verilen genel bir isimdir. Kanser ya normal hücrelerin hızla çoğalması veya normal lenfositlere göre daha uzun süre yaşamaları ile oluşur. Lenfoma; Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma adı altında iki büyük gruba ayrılır. Hodgkin lenfomanın nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Her yaşta ortaya çıkabilmekle birlikte daha çok genç erişkinlerde görülür. Erkeklerde daha sık ortaya çıkar ve bulaşıcı bir hastalık değildir” dedi.
Lenfomanın farklı bölgelerdeki lenf düğümlerinde büyümeye neden olabileceğini ifade eden Ateş, belirtilerin hastalığın bulunduğu bölgeye göre değişebileceğini aktardı.
Ateş, “İlk şikayet çoğu kez boyunda ortaya çıkan ağrısız bir şişliğin fark edilmesi şeklindedir. Koltuk altı ve kasıktaki lenf düğümü bölgelerinde de büyüme olabilir. Göğüs kafesi içinde ya da karın boşluğu içindeki lenf düğümlerinde de büyüme olabilir. Bunlar bası nedeni olacak büyük kitleler oluşturuyorsa nefes darlığı, yüzde ve boyunda şişme, karında şişlik, ele gelen kitle veya karın ağrısı gibi şikayetlere yol açabilir” diye konuştu.
Hastalığa bağlı sistemik belirtilerin de görülebileceğini belirten Ateş, “Hastaların bir kısmında lenfomaya bağlı olarak ortaya çıkan ve sistemik semptomlar olarak değerlendirilen belirtiler olabilir. Bunlar ateş, gece terlemesi ve son 6 ayda vücut ağırlığının yüzde 10’undan fazla kilo kaybı olmasıdır” ifadelerini kullandı.
Tanı sürecinde biyopsinin önemine dikkat çeken Ateş, kesin tanının histopatolojik incelemeyle konulduğunu belirtti.
Ateş, “Lenfoma tanısı koymak için mutlaka tutulmuş bölgeden biyopsi yapmak gerekir. Kesin tanı histopatolojik inceleme ile konur. Bu nedenle lenf düğümü büyümesi olan hastalarda lenf düğümünün cerrahi olarak çıkarılması ve histopatolojik tetkikinin yapılması gereklidir” dedi.
Lenfoma tedavisinin hastalığın türü ve evresine göre belirlendiğini ifade eden Ateş, tedavi öncesinde doğru evrelemenin önem taşıdığını söyledi.
Ateş, “Lenfomada tedavi radyoterapi ve kemoterapi ile yapılmalıdır. Lenfomada tedavi seçimi hastalığın evresine göre planlanacağı için evrelemenin doğru yapılması gereklidir. Erken evrede uygun tedavi ile yüzde 80’lere ulaşan şifa şansı, ileri evrelerde de daha düşük bir oranda devam etmektedir” şeklinde konuştu.
Hodgkin dışı lenfomalarda tedavi planının hastalığın özelliklerine göre değiştiğini belirten Ateş, “Hodgkin dışı lenfomada tedavi planı lenfomanın derecesi, hastalığın yaygınlığı gibi birçok faktöre göre yapılır. Hastalığın sessiz formlarında şifa elde edilememesine rağmen prognoz çok iyidir. Bu hastalar 20 yıl ve daha fazla yaşayabilirler. Bazı sessiz lenfoma türlerinde bekle gör politikası uygundur. Hastalığa ait semptomu olmayan hastalar belirli aralıklarla fizik muayene, laboratuvar testleri ve görüntüleme ile izlenir. Hastalık ilerleme gösterince tedaviye geçilir” ifadelerini kullandı.
Lenfoma tedavisinde son yıllarda yeni yöntemlerin geliştirildiğini aktaran Ateş, “Son zamanlarda özellikle Hodgkin dışı lenfoma için geliştirilen immünoterapi ajanl





