HABER49-Yeni yılın ilk günüyle birlikte sosyal güvenlik sisteminde kritik bir eşik aşıldı. Bağ-Kur ve Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu bulunan milyonlarca vatandaş için devlet ve üniversite hastanelerine erişim fiilen durdu. 2026 yılına girilirken, geçmiş yıllarda uygulanan geçici düzenlemelerin bu yıl devreye alınmaması, “borcu olan hastaneye gidemeyecek mi?” sorusunu yeniden gündemin merkezine taşıdı. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanmadığı için prim borcu olanların sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı askıya alındı.
1 OCAK İTİBARIYLA HANGİ HAKLAR ASKIYA ALINDI, KİMLER ETKİLENDİ?
1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren fiili durum, Bağ-Kur ve GSS kapsamında prim borcu bulunanları doğrudan etkiliyor. Sosyal güvenlik mevzuatına göre, prim borcu olan sigortalıların sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için özel düzenlemelere ihtiyaç duyuluyor. Ancak 2026 yılı için bu yönde herhangi bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanmadı. Bu durum, borcu bulunanların devlet ve üniversite hastanelerinde muayene, tetkik ve tedavi hizmetlerine erişememesi anlamına geliyor. Sadece sigortalının kendisi değil; bakmakla yükümlü olduğu eş ve çocuklar da bu kapsamda sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor. Özellikle kronik hastalığı bulunanlar, düzenli tedavi görenler ve sürekli ilaç kullanmak zorunda olanlar açısından tablo daha da ağırlaşıyor. Acil servisler dışındaki sağlık hizmetlerinin kapalı olması, kamuoyunda ciddi bir belirsizlik ve endişe yaratmış durumda. Önceki yıllarda geçici çözümlerle aşılabilen bu sorun, 2026’da herhangi bir yasal dayanak olmadan devam ederse, sosyal güvenlik sisteminde önemli bir boşluk oluşacağı belirtiliyor. Vatandaşlar, “Prim borcu yüzünden sağlık hakkı tamamen mi kaldırıldı?” sorusuna yanıt ararken, yetkili kurumlardan henüz net bir açıklama gelmiş değil.
2025’TE NE OLMUŞTU, İLAÇLAR NEDEN ÜCRETLİ VERİLMİŞTİ?
Geçmiş yıllarda benzer sorunlar yaşandığında, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile geçici çözümler üretilmişti. 2025 yılında yayımlanan kararname ile Bağ-Kur ve GSS prim borcu olanlara sınırlı da olsa sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı tanınmıştı. Ancak bu düzenleme, ilaçların ücretsiz karşılanmasını kapsamıyordu. Sosyal Güvenlik Uzmanı Mehmet Akif Cenkci’nin de hatırlattığı üzere, 2025’te borçlu sigortalılar hastanelerde muayene olabilmiş ancak reçete edilen ilaçları kendi ceplerinden ödemek zorunda kalmıştı. Bu uygulama, sağlık hizmetine erişimde kısmi bir rahatlama sağlasa da özellikle dar gelirli kesimler için ciddi bir mali yük oluşturmuştu. Buna rağmen, en azından tedavi sürecinin devam edebilmesi açısından önemli bir geçiş formülü olarak değerlendirilmişti. 2026 yılına girilirken benzer bir düzenlemenin beklendiği, ancak şu ana kadar herhangi bir kararname yayımlanmadığı görülüyor. Bu durum, 2025’teki sınırlı hakların da tamamen ortadan kalktığı anlamına geliyor. Uzmanlar, kararname çıkmadığı sürece prim borcu olanların sağlık sisteminin dışında kalacağını ve bunun uzun vadede hem bireysel hem de toplumsal sağlık sorunlarını artırabileceğini vurguluyor.
KARARNAME ÇIKMAZSA NE OLACAK, SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİM TAMAMEN Mİ BİTECEK?
2026 yılı için beklenen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin yayımlanmaması, sosyal güvenlik sistemi açısından kritik sonuçlar doğurabilir. Sosyal Güvenlik Uzmanı Mehmet Akif Cenkci, mevcut durumun devam etmesi halinde prim borcu olan Bağ-Kur’lular, GSS’liler ve onların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerine erişiminin tamamen ortadan kalkacağını belirtiyor. Bu yalnızca rutin muayene ve tedavileri değil; uzun süreli tedavi gerektiren hastalıkları, düzenli kontrolleri ve planlı sağlık hizmetlerini de kapsıyor. Sağlık hakkının prim borcuna bağlanması, özellikle ekonomik zorlukların arttığı bir dönemde daha fazla tartışma yaratıyor. Geçmişte geçici düzenlemelerle çözülen bu sorun, 2026’da yasal bir adım atılmadığı takdirde milyonlarca kişiyi doğrudan etkileyecek. Vatandaşlar bir yandan borçlarını nasıl yapılandırabileceklerini araştırırken, diğer yandan “Kararname çıkacak mı?” sorusuna yanıt arıyor. Sosyal güvenlik çevrelerinde, kamuoyundaki tepkilerin artması halinde yeni bir düzenlemenin gündeme gelebileceği konuşulsa da şu an için resmi bir takvim bulunmuyor. Sağlık hizmetlerine erişimin geleceği, önümüzdeki günlerde atılacak adımlara bağlı olarak şekillenecek.