HABER49- Muş Alparslan Üniversitesi'nde düzenlenen "İran’da Neler Oluyor? Yaşam, Siyaset ve Savaş" panelinde, İsrail-İran savaşı, Pakistan müzakereleri ve ABD iç siyasetindeki Epstein krizinin bölgeye etkileri konuşuldu.

Muş Alparslan Üniversitesi (MAUN) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Araştırmaları Topluluğu tarafından düzenlenen ve Doç. Dr. Sabahattin Zaim Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelde, Orta Doğu’nun geleceği ve küresel etkiler uzman isimler tarafından değerlendirildi.

Rektör Yardımcısı Selçuk Sağır ile akademisyenler ve çok sayıda öğrencinin katıldığı panelin koordinatörlüğünü Doç. Dr. Yegane Çağlayan, moderatörlüğünü de Doç. Dr. Murat Alanoğlu üstlendi. Panelde konuşmacı olarak Doç. Dr. Turgay Şafak ve Dr. Mehmet Koç yer aldı.

DİPLOMATİK ÇIKMAZ VE PAKİSTAN MÜZAKERELERİ
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Turgay Şafak, konuşmasında İran’daki toplumsal meselelere ve devam eden çatışma ortamına dikkat çekti.
Şafak, Pakistan’da gerçekleşen müzakerelerin kilitlendiğini belirterek, şunları söyledi:
“Her iki tarafın maksimalist yaklaşımları nedeniyle bir sonuç elde edilemedi. Yaklaşık 24 saat süren bir müzakere yapıldı ve 2-3 gün sonra başlayan ateşkesin süresi dolmak üzere. Ateşkesin uzama ihtimali bulunuyor ancak yeni müzakereler için de bazı görüşmeler sürüyor. Müzakerelerin amacı, tarafların bazı iddialardan vazgeçerek orta yolu bulmasıdır. Ancak şu an için her iki tarafın da söylem düzeyinde dahi geri adım atacağına dair bir işaret görülmüyor. Müzakereler sonucunda atılacak adımlar, sürecin nasıl ilerleyeceğini gösterecek. Savaşın devam edip etmeyeceği ya da ateşkesin uzatılarak yeni bir çözüm arayışına girilip girilmeyeceği önümüzdeki süreçte netleşecek.”

KÜRESEL SİYASETİN GÖLGESİNDE ABD-İSRAİL İLİŞKİLERİ
İran Uzmanı Dr. Mehmet Koç da bölgedeki savaşın sadece askeri değil, aynı zamanda küresel siyasi ve hukuki boyutları olduğuna vurgu yaparak dikkat çekici iddiaları dile getirdi. ABD iç siyasetindeki çalkantıların Orta Doğu’daki savaşa etkisini analiz eden Koç, şöyle konuştu:
“Sadece Amerika’da değil, dünya genelinde konuşulan ve ciddiye alınan bir konu olan Epstein dosyalarıyla ilgili, Başkan Donald Trump’ın aleyhine olabilecek kayıtların bulunduğu ve bu durumun başkanlığını kaybetmesine, hatta yargılanıp hüküm giymesine yol açabileceğine dair ciddi iddialar bulunmaktadır. Amerika’nın iç işleyişi dikkate alındığında, Adalet Bakanı’nın görevden alınması ve yerine gelen ismin bu dosyaları yeniden gündeme getirmeyeceğini ifade etmesi dikkat çekmektedir. Bu durum, İsrail’in Amerika’daki nüfuzunun boyutlarına dair tartışmaları da beraberinde getirmektedir. İsrail’in etkisinin, Amerikan siyasetinde belirleyici bir düzeye ulaştığı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu çerçevede, ABD yönetiminin savaşa yönelik tutumunun da çeşitli baskı unsurlarından etkilendiği ifade edilmektedir. Bu savaşın yalnızca bölgeye değil, Amerika’ya ve küresel ekonomiye de zarar verdiği belirtilmektedir. Bölgede doğrudan ya da dolaylı şekilde taraf olan çok sayıda ülke bulunmaktadır. Türkiye de hem İran hem de Körfez ülkeleriyle olan ilişkileri nedeniyle bu süreçten etkilenmektedir. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iç politikada karşı karşıya olduğu hukuki süreçlerin de bölgedeki gerilimi etkileyen unsurlar arasında olduğu değerlendirilmektedir. Öte yandan İran, İsrail ve Amerika kamuoylarında savaşa yönelik karşıtlığın giderek arttığı gözlemlenmektedir. Bu kamuoyu baskısının süreç üzerinde nasıl bir etki oluşturacağı ise belirsizliğini korumaktadır.”

BÖLGESEL GÜÇ DENGELERİ VE 'ASLAN’IN KÜKREYİŞİ' OPERASYONU
MAUN Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Alanoğlu ise çatışmaların tarihsel süreci ve kod adları üzerinden askeri stratejilere ışık tuttu. Türkiye’nin bu süreçteki stratejik konumunun önemine değinen Alanoğlu, askeri operasyonların seyrini şu ifadelerle açıkladı:
“Son günlerde gündemde olan Amerika-İsrail-İran savaşı, bazı değerlendirmelere göre esasen İsrail-İran savaşı olarak nitelendirilmektedir. Bu yaklaşımda, İsrail’in bölgedeki hedeflerinin belirleyici olduğu ifade edilmektedir. Savaşın ilk günlerinde İsrail tarafından ‘Aslan’ın Yükselişi’ adıyla anılan süreçte, Orta Doğu’da güç ve etki alanını genişletme hedefinin öne çıktığı belirtilmektedir. Bu kapsamda İran’ın öncelikli hedeflerden biri olduğu ifade edilmektedir. 2025 yılı Haziran ayında yaşanan 12 günlük çatışmaların ardından, 28 Şubat 2026’da başlayan ve 38 gün süren yeni bir askeri süreç ‘Aslan’ın Kükreyişi’ olarak adlandırılmıştır. Bu süreçte İsrail’in bölgedeki stratejik hedeflerini sürdürdüğü ifade edilmektedir. İran’ın zayıflaması veya devre dışı kalması durumunda, bölgedeki güç dengelerinin değişeceği değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, Türkiye’nin de bölgedeki gelişmelerden doğrudan etkilenebileceği ve güvenlik politikalarını bu doğrultuda şekillendirmesi gerektiği ifade edilmektedir. Türkiye’nin Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte yeni bir iş birliği ve yapılanma arayışı içinde olduğu yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Bölgedeki gelişmelere karşı hazırlıklı olunması gerektiği vurgulanmaktadır.”







