HABER49-Yaklaşık 30 yıldır sigara içen Sabah, artan iştahsızlık ve gece terlemesi şikayetleri üzerine hastaneye başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda sol akciğerinde tümör tespit edilen Sabah'a 3. evre akciğer kanseri teşhisi konuldu. Sabah, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde gördüğü tedavinin ardından sağlığına kavuşmanın ve ailesiyle yeniden vakit geçirmenin mutluluğunu yaşıyor.
Tedavi sürecini AA muhabirine anlatan Sabah, yaşadığı şikayetlerin zamanla artarak yaşam kalitesini düşürdüğünü, kanser teşhisi öncesinde aktif bir yaşamı olduğunu, günde 12 bin adım attığını söyledi.
Sabah, yapılan tahlillerin ardından doktorunun akciğer röntgeni istediğini ve sonucunda kanser olduğunu öğrendiğini ifade ederek, "İştahsızlığım fazlaydı, 5-6 aylık süre içerisinde 7-8 kilo kaybı yaşadım. 7,2 santim büyüklüğünde sol akciğerimde tümör vardı. Tedavi sürecim başladı, akıllı ilaçla birlikte 4 doz kemoterapi ve immünoterapi aldım. Daha sonra başarılı bir ameliyat geçirdim." dedi.
"AKCİĞERİMİN YARISI ALINDI"
Hastalığın psikolojik açıdan da zorlayıcı olduğunu aktaran Sabah, "Psikolojik açıdan etkilenmeyi önleyen sebeplerden birincisi çekirdek ailen ikincisi hastane, doktorların, yakın çevrenin sana iyi bakması ve iyi davranması. Biz başardığımız için çok mutluyuz, insanın ailesi ve doktorları gibisi yok." diye konuştu.
Sabah, kanser teşhisi aldıktan sonra sigarayı bıraktığını belirterek, "Teşhis aldığım andan itibaren sigarayı bıraktım. Günde 2 paketi aşkın sigara içiyordum. Şu an sigarayı hiç aramıyorum. İnsanın bazı kıymetli şeyleri var, hayat bambaşka. Çocuklarım var, torunlarım var, eşim var yapacak çok şey var. Aldığım ders hayata vakit ayırmak. Sigarayı bırakamıyorum diye bir durum yok. En az 30 sene sigara içtim. Akciğerimin yarısı alındı ama diğer yarısı çok iyi, artık ona iyi bakacağım.
"AKCİĞER KANSERİNDE EN BÜYÜK RİSK SİGARA"
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur, hastası Sabah'ın sağlık durumu ve akciğer kanserine ilişkin bilgi verdi.
Akciğer kanserinin hem Türkiye'de hem de dünyada en sık görülen kanser türlerinin başında geldiğini vurgulayan Şendur, "Akciğer kanserinde en büyük risk sigara içiciliği. Kronik sigara içiciliği maalesef hem ülkemizde hem dünyada akciğer kanserinin en önde gelen sebebi olarak yer alıyor. Akciğer kanseri ülkemizde her yıl 45 bin kişide tanı alıyor ve bu 45 bin kişilik hasta içinde de maalesef yüzde 60'ına ileri evrede tanı koyuyoruz. Akciğer kanseri özellikle yüksek riskli hastalarda yoğun sigara içicilerinde 50 yaşından itibaren farkındalığın çok önemli olduğunu biliyoruz ve mümkünse sigara içmeyi bir an önce kesmek gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Şendur, akciğer kanserinin en sık görülen belirtilerinin 2 haftadan uzun süren kronik öksürük, istemsiz kilo kaybı, halsizlik, göğüs ağrısı, balgam ve kanlı balgam olduğunu söyledi.
Hastası Sabah'ın yoğun sigara kullanımı olduğunu vurgulayan Şendur, şöyle devam etti:
"Son zamanlarda gelişen yeni nesil tedavilerle hastalarımızı multidisipliner olarak tümör konseylerimizde diğer branşlardaki doktorlarımızla değerlendiriyoruz. Hastamızda hem kemoterapi hem de yeni nesil tedavi dediğimiz kişinin kendi bağışıklığını güçlendiren immünoterapi tedavisini beraber uyguladık. Eskiden yüzde 1'lerde olan tam yanıt oranları, yeni tedavi olanakları ile yüzde 25'lere çıktı. Hastamıza dört kür kemoterapi ve immünoterapi verdikten sonra tümörünün tamamen kaybolduğu tespit edildi. Evre 3'de tespit edilen bu hastalık tamamen yok olduğu için hastamız cerrahi şansını yakaladı. Cerrahi sonrasında lobektomi dediğimiz akciğerinin bir kısmı çıkarılan hastada tam yanıt alındı ve hastamızın tedavisine şu anda sadece bağışıklığı güçlendiren ilaçla devam ediyoruz."
"AKCİĞER KANSERİNİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU ÖNLENEBİLİR."
Hastalarda yalnızca kanserin değil, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) başta olmak üzere akciğer kapasitesini sınırlayan hastalıklar ile kronik kalp rahatsızlıklarının da sık görüldüğünü belirten Şendur, bu hastalıkların çoğu zaman kanser tanısından önce ortaya çıktığının bilgisini verdi.
Şendur, son yıllarda yapılan klinik çalışmaların, akciğer kanserinde tedavi başarısının belirgin şekilde arttığını gösterdiğine dikkati çekerek, kişinin gen haritasına göre özel tedavi yöntemleri olduğunu söyledi.
Ameliyat sonrası dönemde hastalara sigarayı kesinlikle yeniden kullanmamaları, kronik akciğer hastalığına yönelik ilaçlarını düzenli almaları ve zatürre aşılarını yaptırmaları yönünde uyarılarda bulunduklarını aktaran Mehmet Ali Nahit Şendur, "Türkiye'de sigara içme oranı erkeklerde yüzde 37'lerde, kadınlarda ise yüzde 10'un üzerinde. Akciğer kanserinin büyük çoğunluğu önlenebilir. Toplumdaki kanser tanılarının da yüzde 50'si önlenebilir nedenler. Genetik faktörleri önleyemiyoruz ama çevresel faktörleri önleyebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.