VATANDAŞ ÇARESİZ, BELEDİYE SESSİZ: MUŞ’TA 2026 MODEL SUSUZLUK!

Abone Ol

VATANDAŞ ÇARESİZ, BELEDİYE SESSİZ: MUŞ’TA 2026 MODEL SUSUZLUK!

Kavurucu Temmuz sıcağı Muş’u esir almışken, şehirde yankılanan tek ses musluklardan gelen o cılız "tıss" sesi... Yıl olmuş 2026, dünya dijital dönüşümü ve yapay zekayı tartışırken, biz Muş’un göbeğinde hala en temel yaşam hakkımız olan suyu konuşuyoruz. Şehrin kalbi susuzlukla durma noktasına gelmiş durumda.

İşin en büyük çelişkisi ise tam burada başlıyor… Geçtiğimiz yıl Muş Alparslan Barajı’ndan şehre su verilmeye başlanmasına rağmen, şehir hala susuzlukla boğuşuyor! Kaynak ayağımıza kadar gelmişken, şebeke hattındaki yetersizlikler ve yönetim zafiyeti nedeniyle suyun tüm kente ulaştırılamadığı gerçeği, halkı daha da öfkelendiriyor. Barajın nimetinden faydalanamayan Muşlu, bugün evinde ve dükkanında "2026 model bir susuzluk" ile karşı karşıya.

Sadece evler değil, şehrin ticari hayatı da resmen felç! Bir lokantacı düşünün, öğlen saatlerinde onlarca müşteriye yemek yetiştirmeye çalışıyor ama tezgahta bir damla su yok. Bulaşık yıkanamıyor, hazırlık yapılamıyor. Esnaf, dükkanını açık tutabilmek için günde onlarca damacana hazır su satın almak zorunda kalıyor.

Bir kuaför, saç yıkamak için dışarıdan taşıma su kullanıyor. Bu hem devasa bir maliyet yükü demek hem de hijyenin tamamen şansa bırakılması demek. "İş yapalım derken cebimizdeki üç kuruşu da suya gömüyoruz" diyen esnafın feryadı, sadece bir serzeniş değil, çaresizliğin çığlığıdır.

Apartman dairesinde yaşayan vatandaşın durumu daha da vahim. Deposu bulunmayan ve gece saatlerinde suyun geleceği umuduyla musluk başında bekleyen mi dersiniz, çamaşır makinesini çalıştıramadığı için biriken kirli kıyafetlerle boğuşan aileler mi? Ya da yaşlı ve hasta olup temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanan o insanlar...

Muş sokaklarında ellerinde bidonlarla kaynak suyu arayan insan manzaraları, 2026 yılı Türkiye’si için hiç de hak ettiğimiz bir tablo değil. Alparslan Barajı gibi bir imkanın varlığına rağmen bu yokluğu yaşamak, basit bir "konfor kaybı" değil, yönetilemeyen bir krizdir. Su, lüks değil, anayasal bir haktır.

İşin en acı tarafı, bu krizin muhatabının sessizliği. Muş Belediyesi’nden ne bir "Şu saatte gelecek" açıklaması var, ne de halkın mağduriyetine dair bir özür. Şeffaflık nerede? Sosyal medya hesaplarından, web sitelerinden bir açıklama yapmak bu kadar mı zor?

Vatandaş soruyor, "Barajdan su gelmesine rağmen bu şehir neden hala susuz? Şebeke hatlarında mı sorun var, yoksa dağıtım planlamasında mı bir basiretsizlik hakim?" Ancak tek duydukları, belediye binasından yükselen o derin sessizlik. Kriz büyüyor, sıcaklıklar 30 derecelerin üzerine çıkıyor ama çözüm makamları hala suspus.

Muş halkı artık "sabır" kelimesini duymak istemiyor. Kalıcı, modern ve günübirlik olmayan projeler bekliyor. Su hatlarının yenilenmesi mi gerekiyor? Derhal başlanmalı. Baraj dağıtımındaki tıkanıklık mı giderilmeli? Uzman ekiplerle revize edilmeli.

Unutmayın… Şehir yönetmek, sadece makam koltuğunda oturmak değil, en temel ihtiyacı olan vatandaşın mutfağına, banyosuna, dükkanına o suyu ulaştırmaktır. Susuz bir şehir, vizyonsuz bir yönetim demektir.

Muş halkı, musluklardan sadece "hava" değil, su akacağı günleri bekliyor. Bu sessizlik daha ne kadar sürecek? Vatandaşın sabrı bitti, sıra artık belediyenin harekete geçmesinde!