HABER49-Hakkâri’de yaşayan Karagöz, yıllar önce İstanbul’da geçirdiği ilk ameliyat sonrası tümörün tamamen çıkarılamaması ve büyümeye devam etmesiyle zor bir süreç yaşadı.
Doktorların “ameliyat edilemez, masada kalır” uyarısı nedeniyle uzun yıllar tedavi olamayan hasta, ailesinin araştırmaları sonucunda Halil Başel’e başvurdu.
Lokman Hekim Van Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonla hastanın boynundaki yaklaşık 6 santimetrelik tümör başarıyla çıkarıldı.
Yıllarca süren korku ve tedavi edilmezlik algısı
Hastanın geçmiş süreci, tıp dünyasında “yüksek riskli tümör” olarak bilinen glomus tümörünün yanlış veya eksik müdahaleyle daha da büyümesi nedeniyle zorlu bir tabloya dönüştü. Halil Başel, hastanın ilk operasyonunda tümörün tamamen çıkarılamadığını ve bunun ilerleyen yıllarda ciddi bir büyümeye yol açtığını ifade etti. Doktorların hastaya “bir daha müdahale edilmemeli” yönündeki uyarılarının psikolojik olarak da büyük bir yük oluşturduğunu belirten Başel, bu tür vakaların ikinci cerrahilerde hekim açısından da ciddi bir stres yarattığını vurguladı. Tümörün zamanla şah damarına yapıştığını ve çevre dokulara yayıldığını aktaran uzman, buna rağmen operasyonun planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini söyledi. Uzun yıllar boyunca “ameliyat edilirse felç olur” korkusuyla yaşayan hasta, aslında büyüyen tümör nedeniyle günlük yaşamda ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştı. Bu süreç, hem hasta hem de ailesi için tıbbi belirsizlik ve endişe dolu bir döneme dönüşmüş, yıllar sonra yapılan doğru müdahale ile sona ermiştir.
Riskli operasyon başarıyla tamamlandı
Halil Başel tarafından gerçekleştirilen ameliyat, yüksek risk grubunda yer almasına rağmen başarılı bir şekilde sonuçlandı. Uzman doktor, tümörün şah damarına yakın konumu ve daha önce yapılan girişimlerin oluşturduğu yapışıklıkların operasyonu zorlaştırdığını ifade etti. Ancak tüm zorluklara rağmen tümörün tek parça halinde çıkarıldığını belirten Başel, ameliyat sırasında damarların korunmasına özel dikkat gösterildiğini vurguladı. Yaklaşık 6 santimetre büyüklüğündeki kitle, çevre dokulara zarar verilmeden temizlendi. Tıbbi açıdan kritik kabul edilen bu tür ameliyatlarda en büyük risklerden birinin damar hasarı ve felç ihtimali olduğunu belirten uzmanlar, operasyonun başarılı geçmesinin önemli bir tıbbi kazanım olduğunu ifade etti. Hastanın ameliyat sonrası durumunun stabil olduğu ve taburcu sürecine girdiği açıklandı. Bu vaka, özellikle daha önce “ameliyat edilemez” denilen hastalarda bile doğru planlama ve deneyimli cerrahi yaklaşımın hayati önem taşıdığını bir kez daha ortaya koydu.
Aile yıllar sonra gelen sağlığa kavuşmayı anlattı
Hasta yakını Hediye Salim, annesinin yıllarca süren korku ve belirsizlik içinde yaşadığını belirterek süreci detaylarıyla anlattı. İlk ameliyatın ardından beklenen iyileşmenin gerçekleşmediğini, aksine şişliğin zamanla büyüdüğünü ifade eden Salim, doktorların “tekrar ameliyat edilirse felç kalabilir” uyarısı nedeniyle büyük bir endişe yaşadıklarını söyledi. Yıllar boyunca farklı bir çözüm bulunamamasının aileyi psikolojik olarak da yıprattığını dile getiren Salim, son başvurdukları Halil Başel sayesinde umutlarının yeniden yeşerdiğini ifade etti. Ameliyat öncesi süreçte doktorla yapılan görüşmelerin hastayı rahatlattığını, annenin ameliyat gününe daha sakin girdiğini belirtti. Operasyonun ardından sağlık durumunun hızla iyileştiğini aktaran aile, uzun yıllar süren belirsizliğin yerini büyük bir rahatlamaya bıraktığını söyledi. Bu süreç, doğru tıbbi yönlendirmenin hastaların yaşam kalitesi üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.