HABER49- Van’da 23 Ekim 2011’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremin üzerinden 15 yıl geçti. Kentte büyük yıkıma ve can kayıplarına yol açan depremin ardından bölgedeki sismik hareketlilik ve olası depremlere yönelik bilimsel çalışmalar sürüyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamdi Alkan, Van ve çevresindeki deprem hareketliliğine ilişkin yürüttükleri araştırmalarda, 2011-2026 yılları arasında 20 binden fazla depremin meydana geldiğini belirtti. Depremlerin büyük bölümünün sığ odaklı olduğunu ifade eden Alkan, 2015 yılından sonra Van Fay Zonu ile Erciş Fay Zonu arasında 4’ten büyük yaklaşık 30 depremin kaydedildiğini bildirdi.
Depremler sığ odaklı
2011’deki ana depremin ardından 2015 yılına kadar artçı sarsıntıların devam ettiğini aktaran Alkan, bölgedeki depremlerin yeryüzüne yakın noktalarda meydana geldiğini söyledi.
Alkan, “2011 Van depreminden sonra özellikle 2015 yılına kadar Van ana şoku ve çevresinde artçı şok aktivitesinin devam ettiğini hesaplamalarımızda net olarak görebiliyoruz. 2011 yılından 2026 yılına kadar bölgede 20 binden fazla depremin meydana geldiğini görüyoruz. Bu depremlerin sığ odaklı, yani yeryüzüne yakın depremler olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu depremler hissedilebilir nitelikte ve etkileri daha büyük olabiliyor” dedi.
2015 sonrasında meydana gelen 4’ten büyük depremlerin hangi bölgelerde yoğunlaştığını ve bunlara neden olan fayların özelliklerini araştırdıklarını kaydeden Alkan, depremlerin dağılımı ile fay zonlarının doğrultularının incelendiğini ifade etti.
İki fay zonu arasındaki bölgeye dikkat çekti
Van Fay Zonu ile Erciş Fay Zonu arasında 2015 yılından sonra yaklaşık 30 depremin yoğunlaştığını belirten Alkan, deprem mekanizmalarının bölgedeki faylarla uyum gösterdiğini dile getirdi.
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) 2026 yılında diri fay haritasını güncellediğini hatırlatan Alkan, haritada yer almayan ancak önceki çalışmalarda belirlenen diri fayların da incelendiğini aktardı. Jeofizik yöntemlerle yer altında devam eden yapıların uzanım ve doğrultularını belirlemeye çalıştıklarını ifade eden Alkan, fayların devamlılığı ve olası uzanımları üzerine araştırmalar yürüttüklerini söyledi.
Alkan, deprem öngörü parametreleri üzerinden gelecekte hangi bölgelerde ne tür depremlerin meydana gelebileceği ve bunlara karşı hangi önlemlerin alınabileceği konusunda çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
“Depremin yerini ve zamanını kesin olarak belirleyemiyoruz”
Van Fay Zonu ile Erciş Fay Zonu arasındaki bölgenin araştırmalarda öncelikli olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Alkan, depremin kesin zamanını ve yerini belirlemenin günümüzde mümkün olmadığını belirtti.
Alkan, “Burada vatandaşları ilgilendiren en önemli soru ise deprem olup olmayacağı ve bizim depreme ne kadar hazır olduğumuzdur. Günümüz itibarıyla depremin yerini ve zamanını kesin olarak belirleyebilecek bir teknolojiye sahip değiliz. Ancak depremin hangi bölgede meydana gelebileceğini ve muhtemel büyüklüğünü değerlendirebilecek bilimsel altyapıya sahibiz. Dolayısıyla bu bilimsel veriler doğrultusunda farklı kurumların bir arada ve koordineli şekilde çalışmasıyla deprem gerçeğine karşı önlem alabiliriz” diye konuştu.
“Depremi felakete dönüşmekten çıkarabiliriz”
2011 Van depreminin yol açtığı hasara da değinen Alkan, yaklaşık 140 bin yapının zarar gördüğünü, bunların yaklaşık 40 bininin ağır hasar aldığını ve depremde can kayıplarının yaşandığını hatırlattı.
Deprem sonrasında hasarlı yapıların dönüştürülmesi ve yeni konutların yapılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Alkan, kamu binalarının belirli standartlara tabi tutulduğunu, TOKİ tarafından inşa edilen konutların da bu açıdan önem taşıdığını ifade etti.
Özel firmaların da 2019 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun yapılar inşa etmesi gerektiğini vurgulayan Alkan, gerekli tedbirlerin alınması ve süreçlerin doğru yürütülmesiyle depremlerin afete dönüşmesinin önlenebileceğini söyledi.





