HABER49- Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Seçer, çocuklarda artan şiddet eğilimi ve akran zorbalığına karşı okullarda “erken fark etme, tanılama ve müdahale birimleri” kurulması gerektiğini söyledi.
“Küçük Yaş, Büyük Suç” dosya haberine değerlendirmelerde bulunan Seçer, çocuk çeteleşmesi, suç ve şiddet eğiliminin tek bir nedene bağlanamayacağını belirterek, sorunun biyopsikososyal birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıktığını ifade etti.
Aile, okul ve dijital mecraların etkisine dikkat çeken Seçer, “Tek başına aileyi, okulu ya da sosyal medyayı suçlamak doğru değil. Şiddet, tüm bu etkenlerin bir yansıması olarak ortaya çıkıyor” dedi.
“Çocuk şiddeti model alabiliyor”
Çocuğun aile içinde gördüğü davranışları modelleyebileceğini vurgulayan Seçer, ebeveynlerin şiddeti bir sorun çözme aracı olarak kullanmasının çocuk üzerinde kalıcı izler bırakabileceğini kaydetti. Ancak bunun tek başına belirleyici olmadığını ifade eden Seçer, akran baskısı, aidiyet ihtiyacı ve sosyal medyada görünür olma çabasının özellikle ergenlik döneminde şiddeti tetikleyebildiğini dile getirdi.
Gençlerin kabul görme ve onaylanma ihtiyaçlarının sağlıklı biçimde karşılanmaması halinde, bunu farklı ve kimi zaman olumsuz yollarla telafi etmeye çalışabildiklerini belirten Seçer, “Her genç aynı içeriği izliyor ama herkes aynı davranışı sergilemiyor. Demek ki arka planda farklı psikolojik ihtiyaçlar var” değerlendirmesinde bulundu.
Okul ve aile birlikte hareket etmeli
Şiddetle mücadelede okul ve ailenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Seçer, rehberlik servislerinin bu noktada kilit rol üstlendiğini söyledi.
Okullarda kurulması önerilen birimlerin sadece “tabela birimi” olmaması gerektiğinin altını çizen Seçer, bu yapıların risk taramaları yapan, öğretmen gözlemlerini düzenli toplayan ve hem şiddet uygulama hem de şiddete maruz kalma riski taşıyan öğrencileri sistemli biçimde izleyen aktif mekanizmalar olması gerektiğini ifade etti.
“Ebeveynlerin sağlıklı ilişki kurması olmazsa olmaz”
Şiddetin bir sonuç olduğuna işaret eden Seçer, çözümün bütüncül bir yaklaşımla mümkün olabileceğini belirtti.
Çocukların yalnızca fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının yeterli olmadığını vurgulayan Seçer, anne ve babaların çocuklarına sevildiklerini, onaylandıklarını ve takdir edildiklerini hissettirmesinin temel bir gereklilik olduğunu söyledi.
Hem ebeveynlik kapasitesinin hem de okul sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Seçer, “Şiddetin tanımını doğru yapmak ve hem mağdur hem uygulayan çocukları daha istendik davranışlara yönlendirecek bir kapasite inşa etmek zorundayız” ifadelerini kullandı.





