MUŞ’UN YARAYAN YARASI: TEFECİLİK VE KAYBOLAN DEĞERLERİMİZ

Abone Ol

MUŞ’UN YARAYAN YARASI: TEFECİLİK VE KAYBOLAN DEĞERLERİMİZ

Muş, her geçen gün gelişen, potansiyeli yüksek ve ticari dinamizmi ile dikkat çeken kadim bir şehir. Ancak bu gelişimin gölgesinde, ne yazık ki şehrin ekonomik ve toplumsal dokusunu kemiren sinsi bir tehlike var: Tefecilik.

Son dönemde kulaktan kulağa yayılan, ardından acı bir gerçeklik olarak karşımıza çıkan haberler, vicdanları sızlatıyor. Muş’un ticaretinde yıllardır varlık gösteren, istihdam sağlayan, şehrin köklü çınarları olan bazı firmalarımızın, tefecilik kıskacına girerek iflas ettiği veya kapılarına kilit vurmak zorunda kaldığı iddiaları, aslında hepimizin ortak kaybıdır.

Ticaret, güven ve alın teri üzerine kuruludur. Bir işletme zor günler geçirdiğinde, ihtiyaç duyduğu şey "hızır" gibi görünen ancak aslında bir "yıkım ordusu" olan tefeciler değil, finansal disiplin, bankacılık destekleri ve basiretli bir yönetimdir.

Ancak bazen işler sıkıştığında, kapalı kapılar ardında yapılan, faiz sarmalının her gün biraz daha daraldığı o "kurtuluş" gibi sunulan borçlar, kısa sürede bir felakete dönüşüyor. Köklü firmalarımızın birer birer sahneden çekilmesi, sadece o işletmenin sahibi için değil, o firmada çalışan onlarca emekçi, ekmek yiyen yüzlerce hane ve dolaylı yoldan etkilenen tüm esnafımız için bir kayıptır.

Tefecilik, sadece parayı değil, güveni de bozar. İnsanlar birbirine şüpheyle bakmaya başladığında, yardımlaşma kültürü yerini korkuya bırakır. Muş gibi komşuluğun, hemşehriliğin ve vefanın hala en güçlü bağ olduğu bir coğrafyada, "paranın gücüyle" başkasının çaresizliğinden beslenen bu zihniyet, toplumun manevi değerlerine de ağır bir darbe vurmaktadır.

Şehrin ekonomik hafızası olan firmalarımızın, tefecilik bataklığında yok olup gitmesine seyirci kalmamalıyız.

Bu noktada hem yetkililere hem de iş dünyamıza önemli görevler düşüyor.

İşletmelerimiz, finansal okuryazarlığa ve kurumsal yönetim ilkelerine daha sıkı tutunmalıdır.

Ticaret odalarımız ve meslek kuruluşlarımız, sıkışan esnafımıza "doğru" kanalları göstermeli, onları tefecilerin insafına bırakmamalıdır.

Devletin ilgili birimleri, şehrin huzurunu ve ekonomisini tehdit eden bu karanlık yapıların üzerine kararlılıkla gitmelidir.

Muş, bu zor süreçleri atlatacak güce ve potansiyele sahiptir. Yeter ki el birliğiyle, bu "yarayan yarayı" tedavi etmek için dürüstlükten, üretimden ve alın terinden yana bir duruş sergileyelim.

Muş, tefecilerin insafına terk edilemeyecek kadar büyük bir değerdir. Bir dükkanın ışığı tefeci yüzünden söndüğünde, inanın o caddenin ışığı da biraz daha kararır.

Gelin, bu sarmalı beraber kıralım. Ticaretimizi faizle değil, emekle ve alın teriyle büyütelim. Şehrimizin onuruna, esnafımızın ekmeğine sahip çıkalım. Çünkü yarın, o kepenkler kapandığında, yardım istemeye gidecek bir dostumuzun bile kalmadığını göreceğiz.