Şark Köşesi, Türklerin göçebe bir millet olduklarından ve kıtadan kıtaya cenk için at üstünde veya göçebeliklere rahat, kullanışlı, portetifliğinden kurulumu ve kullanımı basit olan bir dizayn ile odayı, Osmanlı döneminde kullanılan otağı, obaları veya mekanı şekillendirmesinde tercih edilen vazgeçilmezlikler arasında yer alırdı. Osmanlı dönemlerinde ismi şark köşesi olmamakla beraber şimdi bildiğimiz şark köşelerinin modernliğine yakın tarzda yöreden yöreye farklı işlemelerle memleketten memlekete farklı boyut ve süslemelerle kullanım şartlarına ve taşıma ağırlığına göre içeriğinde farklı yün ve cisimler kullanılırdı.
Her yöreye, her mekana ve her talebe göre birbirinden güzel modelleriyle şark köşesi diğer adıyla şark odalarına rahatlık, taşınmasında ise içerisinde ahşap veya başka bir yapı kullanılmadığından tahta kadar uzun ömürlü ama rahat sünger kullanılır. Yıkanması ve temizlenmesi için kolay sökülüp takılması babında fermuar kullanır ve iç kısımdan ise overlok geçilmiştir ki sağlamlıkla beraber üzerine giydirilen kumaş yırtılmadan uzun ömürlü olsun.
Muş’ta Şark Köşesi takımları satan ve bu kültürün devam ettirilmesi gerektiğini belirten Mehmet Can Yılmaz hem görsel kültürü yaşatmaya hem de Muşlu kadınların el emeği ile dokudukları kilimleri alıp satarak kadınların aile bütçesine katkı sağlıyor.
“KÜLTÜRÜMÜZÜ GELECEK NESİLLERE AKTARMAK İÇİN UĞRAŞIYORUZ”
Yılmaz, “Muş’ta dokuma kilim ve yastık, minder gruplarımızın sunumlarını yapıyoruz. Kendi memleketimizde bu işin olmadığını fark ettim ve altı yıldır Muş’ta bu işi yapıyorum. Buradaki gayemiz dedelerimizin ninelerimizin el emeği göz nuru dokuyup kullandıkları kilim geleneğini devam ettirmek. Kültürümüz şu anda yok olmak üzere bizlerde bu kültürümüz kaybolmasın diye ürünlerimizi burada tanıtıp yaymaya çalışıyoruz. Eski insanlarımız bu kültürü biliyor ama şu anki gençlerimiz bu kültürü pek bilmiyor. Bizler gelecek nesillere aktarmak için hizmet veriyoruz” dedi.
“KADINLARA YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Kilim dokuyan kadınların ürünlerini satarak onlara destek olduğunu söyleyen Mehmet Can Yılmaz, “Muş’ta kadınlarımız el emeğiyle dokuyup bizlere verdikleri kilimleri de burada teşhir etmek istiyoruz. Arada bir getireneler de oluyor. Bu konuda da memleketimiz adına kadınlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu kültürü Muş’ta yaşatıp yaymak istiyoruz.” diye konuştu.
“MUŞLUŞAR BU KÜLTÜRÜMÜZLE ÇOK BARIŞIK DEĞİLLER”
Ürünlerini uygun fiyatlarla satarak kültürümüzü yaymak isteyen Yılmaz, “Ürünlerimizin genelini Bursa ve Antep’ten dokuma olarak getirtiyoruz. Özel desenlerimizi de bizler yaptırıyoruz. Tüm desenlerimiz de mevcuttur. Afgan, bergama, şili olarak tarihimizin bir parçası olan bu desenlerimiz bulunmakta. Burada Muş insanımızın bu kültürümüz ile çok barışık olmadığını gördüm. Bizler de burada kültürümüzü sunuyoruz. Biz bu ürünlerimizi çok cüzi fiyatlara satıyoruz ki bu geleneğimiz kolayca yayılsın. Fiyatlarımız çok uygun. Örneğin; 70-90 santimlik arkasında şişme yastıkları olan minder takımlarımız bin ila bin beş yüz arasında değişiyor.” şeklinde konuştu.
“ŞİMDİ MAKİNALAR ÜRETİYOR”
Amacının, kültürümüzü yaşatmak olduğunu söyleyen Yılmaz, “Bu ürünler önceleri el emeği ile üretiliyordu şimdi ise artık makinalar ile üretiliyor. Ama yine de halkımızdan bunu el emeğiyle yapanlar oluyor. Ellerinde olanlar varsa bize getirebilirler. Onlara yardımcı oluruz. Amacımız ticaret değil kültürümüzü yaşatmak ve bunu dokuyanlara yardımcı olmak.” ifadesinde bulundu.





