MUŞ’TA RAMAZAN YARDIMI MI, "VURGUN" KAPISI MI?
Ramazan ayı, dayanışmanın, paylaşmanın ve yetimin hakkını gözetmenin en yüce olduğu aydır. Muş Belediyesi’nin 5 bin ihtiyaç sahibi aileye 5’er bin TL’lik yardım çeki dağıtması, kağıt üzerinde alkışlanacak bir sosyal belediyecilik örneği gibi duruyor. Ancak sahadan yükselen feryatlar, bu "iyilik" tablosunun arkasında başka bir hikaye mi yazılıyor sorusunu akıllara getiriyor.
Bir kamu kurumu, halkın parasını halka dağıtırken en temel ilkesi şeffaflık olmalıdır. Kamuoyunun zihnindeki ilk düğüm şudur, bu yardımın tedarik süreci nasıl yönetildi?
İhale mi, doğrudan temin mi? Eğer bir ihale yapıldıysa, şartnamede ürün kalitesi ve fiyat denetimi maddeleri neden yer almadı? Eğer doğrudan teminle bir firma işaret edildiyse, bu firmanın seçilme kriteri liyakat miydi yoksa yakınlık mı?
Piyasa analizi yapıldı mı? 5 bin TL’lik çekin karşılığının başka marketlerde 3 bin TL etmesi, ihtiyaç sahibinin cebinden 2 bin TL’nin "buharlaşması" demektir. Belediye, anlaştığı firmanın fiyatlarını neden denetlemedi?
İddiaların en vahimi ise gıda güvenliğiyle ilgili. Vatandaşın evine giren ürünlerin son kullanma tarihinin geçmiş olduğu, hatta bu yüzden marketlerde arbede çıktığı ve emniyetin müdahale ettiği söyleniyor.
Denetim mekanizması tatilde mi? Belediye, vatandaşına dağıttığı çeklerin geçeceği markette bir "Gıda Denetim Ekibi" bulundurdu mu?
Vatandaşın sağlığı ihale konusu mudur? İhtiyaç sahibi olmak, bayat veya bozuk ürüne mahkum olmak mıdır? Bir belediye, kendi vatandaşına "ne verirsek yesinler" mantığıyla mı bakıyor?
Emniyet kayıtları ne diyor? Yaşanan kavgalar ve polis müdahalesi, olayın sadece bir "iddia" olmaktan çıkıp bir "asayiş sorununa" dönüştüğünü kanıtlıyor. Bu durumda sessiz kalmak, iddiaları kabullenmek değil midir?
Halkın kafasında bu kadar soru işareti varken Muş Belediyesi’nin resmi bir açıklama yapmaması, "sükut ikrardan gelir" sözünü hatırlatıyor. Araştırma ve soruşturma sürecinin devam ettiği söylenebilir, ancak şeffaf bir yönetim, "Süreç titizlikle takip edilmektedir, mağduriyetler giderilecektir" diyerek halkı teskin etmelidir.
Bu olayda bir kamu zararı var mıdır?
Fiyat farkından elde edilen o "fahiş" kar kimlerin cebine girdi?
Belediye, mağdur olan 5 bin ailenin güvenini ve kırılan gururunu nasıl tamir edecek?
Bir belediyenin görevi sadece çek dağıtmak değil, o çekin onuruyla harcanmasını sağlamaktır. Muş halkı şimdi bir cevap bekliyor… Sosyal yardım, birilerinin ticaretini büyütme aracı mı oldu, yoksa gerçekten bir elin verdiğini diğer elin görmediği bir ibadet mi?