MUŞ’TA KAYIT DIŞI MEDYA KUŞATMASI!

Abone Ol

MUŞ’TA KAYIT DIŞI MEDYA KUŞATMASI!

Muş’un sokaklarında, dijital mecralarında ve hatta kamu kurumlarının koridorlarında bir "gazetecilik" furyasıdır gidiyor. Ancak bu manzaraya biraz yakından, biraz da vicdan penceresinden baktığımızda, ortada büyük bir haksızlık ve denetimsizlik yumağı olduğu gün gibi ortada. Bugün, bu kadim şehrin sesini duyuran gerçek emekçiler ile cebini doldurmak için "gazetecilik" maskesi takanların arasındaki o keskin çizgiyi çekme vaktidir.

Gazetecilik, canı sıkılanın bir sosyal medya sayfası açıp, sağdan soldan kopyaladığı haberlerle "ben de varım" diyeceği bir hobi mesleği değildir. Bu iş, 24 saat esaslı mesai, ciddi bir hukuk bilgisi ve topluma karşı sorumluluk gerektirir.

Gerçek bir gazete ofisine girdiğinizde; çalışanların sigorta dökümlerini, duvarlarda asılı vergi levhalarını, ödenen kira makbuzlarını ve her ay devlete yatırılan vergileri görürsünüz. Bu, bir şehrin hafızasını oluşturmanın ağır maliyetidir. Peki ya diğerleri? Bir akıllı telefonla kendini "patron" ilan edenlerin ne devlete bir katkısı var ne de sektöre bir saygısı.

Bu yapıların en büyük derdi Muş’un sorunları değil, ekranlarındaki takipçi sayıları ve reklam gelirleridir. Gazeteciliğin evrensel ilkeleri olan tarafsızlık ve doğruluk, yerini maalesef "daha çok tıklanma" uğruna yapılan manipülasyonlara bırakmış durumda. Habercilik onlar için bir kamu görevi değil, sadece esnafa reklam pazarlamak için kullanılan bir "yem" haline gelmiş.

Mesele sadece vergisiz kazanç da değil; asıl tehlike daha derinlerde. Bugün Muş’ta bazıları, "gazeteci" sıfatını bir kalkan gibi kullanarak karanlık işlerin, ihale takiplerinin ve şahsi menfaatlerin peşinde koşuyor. Gazetecilik kimliği altına gizlenip kamu kurumlarında nüfuz ticareti yapanlar, ihale kovalayanlar ve "yazarsam kötü olur" imasıyla aba altından sopa gösterenler, bu mesleğin onurunu kirletmektedir.

Bu kişiler için haber, gerçeği yansıtmak değil, bir şantaj veya pazarlık aracıdır. Muş’un temiz basın geçmişini, kendi karanlık emellerine alet eden bu yapıların "gazetecilik" maskesi artık düşürülmelidir.

Muş Valiliği, Defterdarlık ve emniyet birimleri bu duruma artık "dur" demelidir:

"Gazete" adı altında reklam alan tüm mecraların vergi levhaları ve mali kayıtları incelenmeli, kayıt dışı para akışı durdurulmalıdır.

Yanında personel çalıştırmayan, sigorta ödemeyen ama "dev kadro" algısı yaratan hayalet yapılar denetlenmelidir.

Gazetecilik sıfatını ihale takibi ve karanlık işler için bir "kapı açıcı" olarak kullananlar tespit edilmeli, bu mesleğin itibarı iade edilmelidir.

Muş, sahipsiz bir şehir değildir. Gerçek gazeteci, devletine vergisini ödeyen, personelinin hakkını veren ve kalemini sadece hakikat için kullanan kişidir. Devletin vergisinden çalan, takipçi kasmak için etik değerleri satan ve ihale koridorlarında mesleğini meze edenlerin devri kapanmalıdır.

Çünkü gazetecilik bir vitrin süsü veya karanlık işlerin maskesi değil, onurla taşınan, bedeli ödenmiş bir sorumluluktur.