Muş

Muş’ta anlamlı sahur: 28 Şubat’tan bölgesel krizlere "hafıza ve direniş" vurgusu

Cihannüma Derneği Muş Şubesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen sahur programı, bu yıl Türkiye’nin yakın tarihi ve Ortadoğu’da derinleşen krizlerin ele alındığı geniş kapsamlı bir konferansa ev sahipliği yaptı.

Abone Ol

HABER49- Cihannüma Derneği Muş Şubesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen sahur programı, bu yıl Türkiye’nin yakın tarihi ve Ortadoğu’da derinleşen krizlerin ele alındığı geniş kapsamlı bir konferansa ev sahipliği yaptı. Programda konuşan Dr. Öğr. Üyesi Hayrettin Ayaz, 28 Şubat’ın 29. yıl dönümü vesilesiyle iç siyasetten, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına kadar kritik değerlendirmelerde bulundu.

28 ŞUBAT: BİR TAKVİM DEĞİL, HAFIZA EŞİĞİ

Muş Alparslan Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Hayrettin Ayaz, konuşmasının ilk bölümünde 28 Şubat sürecinin toplumsal bellek üzerindeki etkilerine değindi. Süreci sadece bir hükümet değişikliği değil, inanç özgürlüğüne yönelik "çok yönlü bir kırılma" olarak tanımlayan Ayaz, şu ifadeleri kullandı: "Hafıza kaybı milletler için en ağır zafiyettir, hatırlamak ise bir direniş biçimidir. 28 Şubat, ikna odaları, katsayı zulmü ve başörtüsü yasaklarıyla sadece kurumları değil, vicdanları da sınamıştır."

Ayaz, güncel tartışmalara da atıfta bulunarak laiklik ilkesinin bir "dayatma aracı" olarak kullanılmasının toplumsal barışı zedelediğini, devletin tüm inançlara eşit mesafede durması gerektiğini vurguladı.

ORTADOĞU’DA "28 ŞUBAT" SALDIRISI VE BÖLGESEL TEHLİKE

Konuşmasının ikinci odağını dış politika teşkil eden Ayaz, İsrail’in 28 Şubat sabahı İran’a yönelik başlattığı saldırıyı sert bir dille eleştirdi. Bu hamleyi "bölgesel barışı hedef alan tehlikeli bir provokasyon" olarak nitelendiren Ayaz, krizin perde arkasına dair şu analizleri paylaştı: “Nükleer program bahanesinin ardında asıl amacın rejim değişikliği olduğu görülmektedir. İran’ın parçalanması ihtimali, Türkiye dahil tüm bölgeyi sarsacak bir senaryodur. Bazı Arap yönetimlerinin ABD çizgisinde saf tutması, İslam coğrafyasının iç çekişmelerle zayıflatıldığının kanıtıdır.”

TÜRKİYE’NİN KARARLI DURUŞU

Türkiye’nin 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan bu yana korunan sınır komşuluğuna dikkat çeken Dr. Ayaz, Ankara’nın bu süreçteki net tavrının altını çizdi. Türkiye’nin ne saldırının bir parçası olduğunu ne de topraklarını bu operasyonlara açtığını belirterek, uluslararası hukuku hiçe sayan müdahalelerin tarihi bir sorumluluk doğuracağını ifade etti.

"MODERNİTE VE ONTOLOJİK SAVRULMA"

Konuşmasını küresel bir değer muhasebesiyle tamamlayan Ayaz, Gazze’den Türkistan’a kadar uzanan zulümlerin temelinde, modern zihniyetin insanı köklerinden koparan "metafizik boşluğu" olduğunu savundu. Program, bölgesel krizler karşısında sağduyu ve tarihsel hafızayı diri tutma çağrısıyla sona erdi.