HABER49-Muş’ta çocuklarının terör örgütü PKK tarafından dağa götürüldüğünü belirten ailelerin, DEM Parti İl Başkanlığı binası önünde başlattığı evlat nöbeti kararlılıkla devam ediyor. Her hafta Çarşamba günü düzenlenen eylemde bu hafta da bir araya gelen aileler, ellerinde “Artık Yeter”, “Anneler Direniyor” ve “Yakamızdan Düşün” yazılı pankartlarla çocuklarına seslendi.

Anneler Günü öncesine denk gelen eylemde duygusal anlar yaşanırken, yıllardır evlat hasreti çeken anne ve babalar, çocuklarına “teslim olun” çağrısını yineledi. Aileler, çocuklarının bulundukları yerin kendilerine hiçbir fayda sağlamadığını vurgulayarak, Türkiye’ye dönmeleri gerektiğini dile getirdi.

“PAZAR GÜNÜ ANNELER GÜNÜ… SENİ DÖRT GÖZLE BEKLİYORUZ YAVRUM”
Eyleme katılan annelerden Ayten Koçhan, 11 yıldır haber alamadığı oğluna seslenerek duygularını dile getirdi. Koçhan, evladına yaptığı çağrıda, “Oğlum… 11 seneye girdi. Senden hiçbir haber alamıyorum. Eğer beni duyuyorsan, görüyorsan ne olur bir işaret ver. Nerede olursan ol, dön gel yavrum. Gel… Yolunuz yol değil. Gelin, teslim olun. Böyle bir fırsat bir daha elinize geçmez. Oğlum, eğer beni duyuyorsan, görüyorsan haber ver. Bir telefon aç, biz gelip seni alalım. Korkma. Bu sizin davanız değil. Bu oyunların içinde sizi kandırdılar, korkuttular. Gelin devlete sığının. Pazar günü Anneler Günü… Seni dört gözle bekliyoruz yavrum. Senin amacın ne, derdin ne? Neyin peşindesin? Gel, annenin babanın yanına dön. Yolun yol değil, gel teslim ol” ifadelerini kullandı.

“SON NEFESİMİZE KADAR BEKLEYECEĞİZ”
Eylemde konuşan baba Halit Altun ise yıllardır süren evlat nöbetine dikkat çekerek kararlılık mesajı verdi. Altun, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“13-14 yıldır kar kış demeden bu yollardayız, bu kürsülerde evlatlarımız için mücadele ediyoruz. Hâlâ da devam ediyoruz. Oğlum, eğer damarımdansan, kanımdansan, canımdansan ve beni dinliyorsan, izliyorsan; dön gel. O bulunduğun yerin, o memleketin bize hiçbir faydası yok. Bu oyun İsrail’in ve Amerika’nın oyunudur. Sizi kandırdılar, sizi aldattılar. Sizi yanlış yollara sürüklediler, perişan ettiler. Gelin ailenize, annenize, babanıza dönün. 13-14 yıldır bu hasretin içindeyiz. Sizi bekliyoruz. Bu davamızı da bırakmayacağız, bırakmayız. Son damlamıza kadar da sizi bekleyeceğiz. Oğlum… O yolların kimseye faydası olmadı, bize de olmayacak. Gelin, bir an önce gelin. Bu yasalardan siz de faydalanın. Her gün insanlar geliyor; üçer, beşer, onar, yirmişer kişi teslim oluyor. Ben bizzat gidip onlarla konuşuyorum, sizi soruyorum. Ama hâlâ sizden bir haber alamadım. Sizi aramaya, sormaya devam ediyorum. Oğlum, siz de gelin ve bu fırsatlardan yararlanın. Cumhuriyetimiz burada, bayrağımız burada, Türkiye’miz burada, vatanımız burada. Senin yerin burası, ailenin yanı. Biz seni beklemekten vazgeçmeyeceğiz. Son nefesimize kadar da bekleyeceğiz. Yeter ki sen gel… Oğlum, dön gel”







