MUŞ OVASI’NDA TARIM DEVRİMİ: 100 MİLYONLUK VİZYON VE SULAMANIN GÜCÜ
Anadolu’nun kadim üretim merkezlerinden biri olan Muş, son yıllarda kabuğunu kırma ve tarımsal potansiyelini bir "ekonomik güce" dönüştürme yolunda emin adımlarla ilerliyor. Geçtiğimiz günlerde Muş İl Tarım ve Orman Müdürü Necattin Gönç tarafından paylaşılan 2026 vizyonu, sadece bir kurumun faaliyet raporu değil, aynı zamanda Muş’un gelecek on yılına ışık tutan bir kalkınma manifestosu niteliğindeydi.
Peki, bu açıklamalar Muşlu üretici için ne anlam ifade ediyor? Rakamların ötesinde, bu projeler şehrin ekonomisini nasıl şahlandıracak?
Müdür Gönç’ün üzerinde durduğu en önemli hususlardan biri, Muş’un sahip olduğu doğal kaynakların doğru yönetilmesiydi. Türkiye’nin en büyük ovalarından birine sahip olan şehrimiz, buğday, şeker pancarı ve ayçiçeği gibi stratejik ürünlerde zaten bölgenin lokomotifi konumunda. Ancak Gönç’ün vurguladığı "ürün desenini çeşitlendirme" hamlesi, tarımda riskleri minimize eden bir vizyondur. 2025 yılında dağıtılan 90 tonluk baklagil tohumu ve 650 bin sebze fidesi, Muş’un tek tip tarımdan kurtulup "her mevsim üreten bir şehir" olma yolundaki kararlılığını gösteriyor.
DENKLEMİN KİLİDİ: MUŞ OVASI SULAMA PROJESİ
Ancak tüm bu projelerin çarpan etkisini on katına çıkaracak bir "altın anahtar" var: Muş Ovası Sulama Projesi. Tarımsal kalkınmanın temeli sudur. İl Müdürü Gönç’ün bahsettiği o devasa üretim potansiyeli, sulama kanallarının ovayla tam kapasite buluşmasıyla gerçek anlamda bir patlama yaşayacaktır.
Bugün kuru tarımla elde edilen verim, sulu tarıma geçişle birlikte sadece miktar olarak değil, kalite ve katma değer olarak da katlanacaktır. Sulama projesinin tamamlanması, Muş Ovası'nda yılda birden fazla ürün alabilme imkanını doğuracak, yem bitkileri üretimini şahlandırarak hayvancılık maliyetlerini düşürecektir. Su, Muş’un bereketli toprakları için sadece bir kaynak değil, aynı zamanda sanayileşmiş tarıma geçişin en büyük güvencesidir.
İl Müdürü Gönç tarafından açıklanan rakamlar oldukça çarpıcı. 2025 yılındaki 40 milyon TL’lik bütçe disiplini, 2026’da 100 milyon TL gibi devasa bir rakama evriliyor. Bu bütçenin sadece birer "hibe" değil, üretimin altyapısını modernize eden birer "yatırım" olduğunu görmek umut verici.
Özellikle şu üç başlık, Muş ekonomisi için yeni bir sayfa açabilir:
Manda Yetiştiriciliği ve Ticari Dönüşüm: 15 milyon TL bütçeli proje ile aile işletmeleri, modern ve ticari birer işletme statüsüne kavuşturuluyor.
Baldan Altın Kanatlar: 12,5 milyon TL’lik bu proje ile gezginci arıcılar ve kadın üreticiler hedef alınıyor. Kadınların üretim sürecine dahil edilmesi, kırsal kalkınmanın en temel anahtarıdır.
Kaz Yetiştiriciliğinde Markalaşma: Türkiye'de kaz popülasyonunda 3. sırada olan Muş, artık "geleneksel" yöntemleri bir kenara bırakıp profesyonel üretime geçiyor.
Açıklamada özel bir parantezi de "Donanımlı Çanta Projesi" hak ediyor. Genelde büyük projelerin gölgesinde kalan ama hayvancılığın bel kemiği olan çobanlarımız, bu proje ile merada sahipsiz bırakılmıyor. 430 çobana dağıtılan bu çantalar, devletin sahadaki en uç noktaya kadar ulaştığının en somut kanıtıdır. Hayvancılıkta verimlilik, sadece hayvan sayısıyla değil, ona bakan insanın donanımıyla artar.
MUŞ TARIMI İÇİN "ALTIN ÇAĞ" KAPIDA
Müdür Necattin Gönç’ün vizyonu, üretimi sadece "miktar" olarak değil, "nitelik" olarak da artırmayı hedefliyor. Bir yanda 100 milyon TL'lik proje bütçeleri, diğer yanda ovayı ihya edecek dev sulama yatırımları... Bu iki güç birleştiğinde Muş, sadece bölgenin değil, Türkiye’nin gıda güvenliğinin en güçlü kalesi haline gelecektir.
2026 yılı, bu hikayenin en güçlü bölümlerinden biri olmaya aday. Şimdi hepimize düşen görev, bu vizyona sahip çıkmak ve üreticinin yanında durmaktır. Çünkü biliyoruz ki, su toprakla, destek çiftçiyle buluştuğunda Muş’un önünde hiçbir engel duramaz.