MODERN İLIŞKILERDE SESSIZLIK: OLGUNLUK MU, DUYGUSAL CEZALANDIRMA MI?

Abone Ol

MODERN İLIŞKILERDE SESSIZLIK: OLGUNLUK MU, DUYGUSAL CEZALANDIRMA MI?

Bazı ilişkiler büyük kavgalarla bitmiyor artık. Kimse kapıları çarpıp gitmiyor. Kimse “seni sevmiyorum” demiyor belki. Ama insanlar tam da birbirine en çok ihtiyaç duyduğu anda susuyor. Ve modern aşkın en trajik tarafı burada başlıyor.

Bugünün ilişkilerinde sessizlik artık sadece sakinleşmek için alınan bir mesafe değil çoğu zaman, bir savunma biçimi. İnsanlar konuşursa kırılacağını düşünüyor, sustukça güçleneceğini sanıyor. Oysa iletişim eksikliği çoğu zaman ilişkilerin sessiz katiline dönüşüyor. Çünkü bir insanın zihnini en çok tüketen şey netlik değil, belirsizliktir.

Modern insan artık terk edilmekten çok cevapsız bırakılmaktan yoruluyor. Telefonun ekranına bakıp “yazacak mı?”, “beni hâlâ düşünüyor mu?”, “neden susuyor?” diye düşünmek, bazen açık bir ayrılıktan daha ağır geliyor. Çünkü sessizlik insanın kendi zihniyle baş başa kalması demek. Ve insan en büyük yarayı çoğu zaman kendi içinde büyütüyor.

Sosyal medya çağında işler daha da karmaşık. İnsanlar konuşmuyor ama story paylaşıyor. Özlediğini söylemiyor ama şarkılar bırakıyor. Kırıldığını anlatmıyor ama imalarla hissettirmeye çalışıyor. Böyle olunca ilişki iki insan arasında yaşanan bir bağ olmaktan çıkıp psikolojik bir satranca dönüşüyor. Kim önce yazacak, kim daha güçlü duracak, kim daha az belli edecek…

Belki de bu yüzden artık birçok ilişki sevgisizlikten değil, gururdan yoruluyor. Çünkü insanlar duygularını açıkça söylemek yerine susarak anlaşılmayı bekliyor. Ama kimse kimsenin zihnini okuyamıyor. Sessizlik bazen olgunluk olabilir evet; insan sakinleşmek için geri çekilebilir. Fakat uzayan sessizlik çoğu zaman çözüm değil, duygusal bir cezalandırmaya dönüşüyor.

Ve en acısı şu: Bir süre sonra insanlar kimin haklı olduğunu unutuyor ama nasıl hissettirildiğini unutmuyor. Çünkü insan bazen kötü bir cümleyi affedebilir; fakat en kırılgan anında yalnız bırakılmayı kolay kolay unutamaz.

Belki de modern ilişkilerin en büyük problemi şu: Herkes anlaşılmak istiyor ama kimse ilk konuşan olmak istemiyor.