
Projenin amacı, 1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Bizans İmparatoru Romen Diyojen'i mağlup ettiği Malazgirt Savaşı'nın gerçekleştiği alanı kesin olarak belirlemek ve bu alanda tarihi ve arkeolojik bulgulara ulaşmak. Proje, tarihi kayıtlara ve arkeolojik verilere dayanarak savaşın izlerini gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.
“REKTÖRÜN, ÜNİVERSİTENİN HER ŞEYİYLE ARKAMIZDA OLDUĞUNU BİLİYORUZ”Kültür ve Turizm Bakanlığının desteklediği, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ahlat Müzesi, MAUN ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi iş birliğiyle 2020'de proje hayata geçirildi. Üniversitenin Senato Salonu'nda kazı ekibiyle bir ayara gelen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Çevik ise, en büyük hayalinin bu büyük zaferin yerinde görünür kılınmasını, noktasal olarak yerinin tespit edilmesi olduğunu söyleyerek, “2019 yılında başladık. Muş Alparslan Üniversitesi adına yakışır bir şekilde misyonuna uygun bir şekilde başından beri bu projenin yanında yer aldı. Ama tabii içinden de rektörün çıkıp doğrudan bu sürecin içerisinde süreci de bilen, süreci de tayin eden bir ismin rektör olması bizi ziyadesiyle heyecanlandırıyor. Üniversitenin her şeyiyle arkamızda olduğunu biliyoruz, yanımızda olduğunu biliyoruz. Proje ortağı diyorduk, biz artık sahipliğe doğru giden bir süreç var” ifadelerini kullandı.

40’ı aşkın, yerli, yabancı, alan uzman ile Türkiye'deki ilk savaş alanı arkeolojisini yaptıklarını dile getiren Adnan Çevik şunları kaydetti, “İnterdisipliner bir çalışma yapıyoruz. 40’ı aşkın, yerli, yabancı, alan uzmanının katkısıyla yürüyen bu büyük zaferi yerinde görünür kılmaya dair bir bilimsel arka plan, hazırlıyoruz. Beşinci yılımızdayız. Savaşa dair 2 önemli veri üzerinden onların tespiti üzerinden yürüyoruz. Bunlardan ilki savaşa ait metal objeler. Yani o döneme ait metal obje. İkincisi de insan kayıtları. Tabii burada önceliğimiz kendi şehitliğimiz, şehitlerimizin bulunmasına dönük tespitler. Son 2 yıldır, Malazgirt Afşin Mahallesi'nde yürüttüğümüz çalışmalar, şehitlik olabileceğini düşündüğümüz alanda yoğunluklu olarak devam ediyor. 30’a yakın mezar açtık. Eski bir gayrimüslim köyünde 2 bine yakın Müslüman mezarı tespit ettik. Bunlardan 30’a yakın mezarı açtık ve bu açtığımız mezarlardan 25 örneği yaşlandırmak için TÜBİTAK ilgili birime gönderdik ve bunların tamamı 11’inci yüzyıl verdi. 11’inci yüzyıl bizim için 1071 demek, savaşın yüzyılı demek. Bunlardan 3’ü doğrudan başlarından travmatik ölüm iziyle balta, kılıç, kesici bir aletle ölmüş olmaları, 25-35 yaş aralığında yetişkin erkek olmaları bizi bu alanda yoğun olarak çalışmaya devam ettiriyor. Bu sene de yine ilk etap için buradayız. Bayrama kadar yüzey araştırması şeklinde bir çalışma yürüteceğiz. 150 kilometrekarelik son derece geniş bir alanda yürüyor bu çalışma. Ekibin bu kadar kalabalık olmasının bir başka sebebi de bu. Yani bu geniş alanı daraltmak adına coğrafyacı, jeofizik, jeolog ekiple bu alanı daraltmaya çalışıyoruz. Alanı daraltmak demek yüzey araştırmalarıyla işte başka şehitlikler, Bizans kayıpları, nerelere gömülmüş olabilirler? Çünkü savaşın noktasal olarak yerini belirledik diyecek şey bu” dedi.

Çanakkale Şehitliği'ne gidildiği zaman ne görüyor, ne yaşıyorsak aynısını Malazgirt'te de görmek ve yaşamak istediklerini söyleyen Çevik, “Ama savaşımız bir haftalık bir çatışmalar bütünü ve nihai muharebe 26 Ağustos’ta olduğu için biz daha çok veri ile bunu belgelemek istiyoruz. Çünkü bir sonraki aşaması burada bir turizm destinasyonu olan, yürüyüş yollarıyla, seyir teraslarıyla, şehitlikleriyle bir interaktif müzesiyle yani Çanakkale Şehitliği'ne gittiğimizde ne görüyor, ne yaşıyorsak aynısını Malazgirt'te de görmek ve yaşamak istiyoruz. Sadece 26 Ağustos'ta hatırlanan bir Malazgirt değil 365 gün gün hatırlanan, hatırlanmakla kalmayan, yerinde yaşanan bir Malazgirt kurmak istiyoruz. Malazgirt Savaşı'nı yerinde, gerçek zaman ve gerçek mekana dayalı olarak görünür kılmak istiyoruz” diye konuştu.
“MALAZGİRT LİSANSÜSTÜ TEZLER YAPILACAK BİR MERKEZE DÖNÜŞSÜN İSTİYORUZ”Malazgirt Projesi’nin gelecekteki diğer projelere yol göstereceğinin altını çizen Çevik, “Bu proje, bundan sonraki projelere de ışık tutacak bilgi ve insan kaynağı yetiştirme iddiasında. Hatta inşallah rektörümüzün riyasetinde burada bir enstitüleşmeye dönüşebilirsek sadece Malazgirt değil MAUN üzerinden bölgedeki Türk-İslam kazılarının özellikle antropolojik verilerinin, insan kaynaklarıyla beraber hele bir de zamanda inşallah Antik DNA laboratuvarımız da açıldığında hemen yanı başımızda Ahlat, daha doğumuzda Ani var. Orada çok önemli Türk-İslam kazısı yürütülüyor. Dolayısıyla bütün bunları da yönlendirecek insan ve bilgi kaynağı üretecek bir lisansüstü tezler yapılacak bir merkeze dönüşsün istiyoruz” dedi.

Çevik “Yine 2023 yılı Kasım ayında Rus Bilimler Akademisi’ne davet edildik. Hatta bu yıldan itibaren dahili üyesi kabul ettiler bizi. Artık her iki yılda bir düzenlenen bir toplantı bu. Biz de orada Malazgirt'te elde ettiğimiz sonuçları Rus Bilimler Akademisi aracılığıyla dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz. Bu yıl ayrıca Avrupa'nın en önemli Türk İslam arkeologları, İslam arkeolojisinin teorisyenleri misafirimiz olacaklar. İnşallah rektörümüzün de katılımıyla üniversitemiz üzerinden ortak iş birliği imkanlarını değerlendirerek biraz daha uluslararası anlaşma boyutunu yakalamak istiyoruz. Çünkü bu tip yani bir hikayeniz varsa geleceğiniz de var. Muş’un, Malazgirt'in dünya tarihini değiştiren bir hikayesi var. Biz bu hikayeyi ne kadar bilimsel ölçütlerde dünyaya kendimizi anlatabilirsek kendimiz açısından aidiyet duygusu duygumuzu güncellemek ama dünyaya anlattığımızda da ki onlar zaten bunun önemini yazıp çizdikleriyle öteden beri biliyorlar ama ilk kez bir akademik bilimsel, arkeolojik çalışmayla bu tarihsel gerçekliğin açığa çıkarılması onların daha çok ilgisini çekiyor. Çünkü pek çok yazılarında bunun yıllardır belirtiyorlardı. Bu bizlere nasip oldu” ifadelerini kullandı.

1 Temmuzdan itibaren kazı çalışmalarına devam edeceklerini dile getiren Prof. Dr. Adnan Çevik, “İlk etapta yüzey araştırması, bayramdan sonra da 1 Temmuz’dan itibaren de kazı olmak üzere hem devam eden kazılarımız var hem de yeni alanlarımız var. Buradan elde edeceğimiz verilerle savaşın noktasal olarak nerede cereyan ettiğine dönük tespitlerimize devam edeceğiz. Ama biraz önce söylediğim nihayetinde bu proje verileriyle savaş alanı dediğim gibi belli. Bunu ne kadar çok veriyle desteklersek yürüyüş yollarıyla, işte ordugahlarla, seyir telaşlarıyla, interaktif müzesiyle bir destinasyon alanı planlaması da olduğu için olabildiğince 150 kilometrekarelik alanda noktasal yerleri net ve somut bir şekilde ortaya koymaya çalışıyoruz. Son derece verimli geçiyor” dedi.
“MALAZGİRT PROJESİ BÜYÜK BİR TURİZM HAREKETLİLİĞİNİN İŞARET FİŞEĞİ OLARAK YANSIYACAK”Malazgirt Projesi ile Muş sıra dışı bir arkeolojik çalışma yaptıklarını kaydeden Çevik konuşmasında, “Bin yıllık geçmişin tahribatı vesaire düşündüğümüzde biz aslında sıra dışı bir arkeolojik çalışma yapıyoruz. Biz hikayesini bildiğimiz bir büyük hadiseyi arıyoruz. İzlerini sürüyoruz. Dolayısıyla zamana ihtiyacımız var, imkana ihtiyacımız var, desteğe ihtiyacımız var. Bu kadar kısa sürede çok ciddi sonuçlar aldık. Bu destek, imkan ve zaman daha verildiğinde biz bütün savaşın her aşamasını gün gün ortaya koyacağımızı ve sonuç itibariyle en büyük zaferi yerinde ete kemiğe büründürerek görünür kılacağımızı, bunun da bütün bölgeye Muş başta olmak üzere bütün Doğu Anadolu'ya büyük bir turizm hareketliliğinin işaret fişeği olarak yansıyacağını düşünüyoruz. Biz Büyük Selçuklu kültür rotası, Ani’den başlayıp Diyarbakır'da noktalanacak 8 ili ilgilendiren Büyük Selçuklu Kültür rotasının kalbi olsun istiyoruz” şeklinde konuştu.