KORKUT’TA SADECE LALELER DEĞİL, VEFA DA ÇİÇEK AÇTI

Abone Ol

KORKUT’TA SADECE LALELER DEĞİL, VEFA DA ÇİÇEK AÇTI

Hayat bazen sizi en parlak ışıkların altından çekip alır ve en kuytu, en sessiz koridorlara bırakıverir. O koridorlarda yankılanan tek ses, kaderin size meydan okuyuşudur. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen 8. Lale Festivali, sadece doğanın uyanışına değil, bir ruhun küllerinden yeniden doğuşuna ve bir belediyecilik anlayışının sanata nasıl can suyu olduğuna sahne oldu.

Muş’un bağrından çıkan, sesiyle yüreklere dokunan Hülya Bozkaya, tam beş yıl süren o karanlık sessizliği, doğup büyüdüğü toprakların kokusuyla bozdu. Sahnedeki vakur duruşu, aslında beş yıllık bir amansız savaşın zafer anıtıydı.

Bozkaya, kanserle olan mücadelesini kendine has o güçlü üslubuyla “ölümle tango” olarak tanımlıyor. Azrail’e “Pistten çekil, bu sahne bana ait” diyebilecek kadar büyük bir yaşam enerjisi... Dile kolay, yıllarca süren zorlu tedavi süreçlerine rağmen bir gün olsun "hastayım" demeden, neşesinden ödün vermeden yürüdü bu yolu. Ancak bu yolculukta tıbbın imkanları kadar, ruhun ihtiyacı olan o tek bir şeye sığındı, sarsılmaz bir destek ve vefa.

Bu noktada, bir sanatçının en zor anında yanında olmanın ötesine geçerek, sanata ve kültüre verilen değeri somutlaştıran bir isimden bahsetmek gerekiyor. Korkut Belediye Başkanı Haşim Arık.

Başkan Arık ve ekibinin, sanatçımızı tedavi süreci boyunca bir an bile yalnız bırakmaması, "Bir ihtiyacın var mı?" sorusundaki o samimiyet, aslında en pahalı ilaçtan daha etkili bir şifaydı. Korkut Belediyesi, sadece altyapı ve çevre düzenlemesiyle değil, şehrin kültürel hafızasına sahip çıkarak, sanatçısını "yaşarken" el üstünde tutarak gerçek belediyeciliğin ne olduğunu gösterdi. Gördük ki, sanata değer veren bir yönetim, bir insanın uçurumun kenarından tutunup yükselmesini sağlayan en sağlam halatmış.

Lale Festivali, Başkan Haşim Arık’ın vizyonuyla sadece görsel bir şölen olmaktan çıkıp, Muş’un ve Korkut’un kültürel markasına dönüştü. Hülya Bozkaya’nın festival alanında yankılanan o nidası aslında bu vizyonun bir meyvesiydi.

"Koyunlar sağılsın, tandırlar yapılsın, yoğurtlar mayalansın, Hülya Bozkaya geliyor!" Bu sözler sadece bir geliş haberi değil, sanata ve toprağa duyulan aşkın bir ifadesiydi. 15 yıl aradan sonra Korkut sahnelerinde yeniden yankılanan o ses, kanserle savaşan binlerce insana umut olurken, Korkut Belediyesi de bu umuda ev sahipliği yaparak büyük bir takdiri hak etti.

Hiçbir maddi karşılık beklemeden, sadece o havayı solumak ve hemşehrileriyle kucaklaşmak için koşan bir sanatçı ile o sanatçıya hak ettiği platformu sağlayan bir belediye başkanı... İşte bu tablo, Muş’un kültürel zenginliğinin en güzel özetidir.

Hoş geldin Hülya Bozkaya... Sesinle, azminle ve o hiç sönmeyen hayat enerjinle Muş Ovası’na, Korkut’a çok yakıştın. Ve teşekkürler Haşim Arık... Sanata, sanatçıya ve bu toprakların değerlerine sahip çıkarak, bizlere "vefanın" sadece bir kelimeden ibaret olmadığını bir kez daha hatırlattığınız için.