HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR – MUŞ USULÜ

Abone Ol

“Her canlı ölümü tadacaktır.”

Bu, ilahi bir hakikat. Evrensel, kaçınılmaz ve tartışmasız.

Ancak Muş’ta bu ayetin pratiği sanki hızlandırılmış bir versiyonla uygulanıyor. Muş’ta yaşayan canlıların bu tadı alma duyuları biraz daha gelişmiştir diğer illere göre.

Burada ölüm çoğu zaman sadece kaderin değil; ihmalin, denetimsizliğin ve “idare eder” anlayışının da sonucu.

Muş’ta ölümü tatmak için çok yaşlanmanıza gerek yok.

Bazen sabah evden sağ çıkmanız bile kendinizi şanslı hissetmeniz için yeterli.

Çatıdan Düşen Kar: Doğal Afet Değil, İhmal

Kış gelir, kar yağar. Bu coğrafyada bu sürpriz değildir.

Ama çatılar her yıl olduğu gibi yine hazırlıksızdır. Ne düzenli bakım vardır ne ciddi bir denetim.

Bir sabah işe giderken kafanıza düşen kar ya da buz kütlesiyle hayatınızı kaybederseniz, olay kayıtlara “doğal afet” diye geçer.

Oysa doğa görevini yapmıştır.

Görevini yapmayan insandır.

Ardından tanıdık cümle gelir:

“Takdir-i ilahi…”

Hayır.

Bu takdir değil, tedbirsizliktir.

Musluktan Akan Su mu, Kimyasal Deney mi?

Susuyorsunuz, musluğu açıyorsunuz.

Bir koku…

Bir renk…

Bir tereddüt…

Bu su içilir mi, yoksa önce kaynatılıp dua mı edilmelidir?

Yetkililer “sorun yok” diyor.

Ama vatandaş her gün kendi evinde küçük bir laboratuvar deneyinin parçası gibi.

Pis kokulu, bulanık sular yalnızca mideyi değil, insanların yetkililere olan güvenini de zehirliyor.

Burada ölçülen şey suyun kalitesi değil, vatandaşın sabrı.

Market Rafları: Son Kullanma Tarihi Bir Öneri Gibi

Denetim var mı? Var deniyor.

Ama raflarda tarihi geçmiş ürünler hâlâ duruyor.

Bir şey alıyorsunuz, paketi açıyorsunuz; tadından çok geçmişi ağır geliyor.

Zehirlenirseniz şaşırmayın.

Çünkü burada “son kullanma tarihi” bağlayıcı değil.

Vatandaş hem doktor olacak,

hem kimyager,

hem denetçi…

Peki yetkililer ne yapacak?

Acil Servis: Adı Var, Kendisi Yok

Acil servise gidiyorsunuz.

Acil ama sıra var.

Doktor yetersiz. Personel bitkin. Sistem tıkalı.

Saatlerce beklersiniz. Ağrınızla, korkunuzla, belirsizliğinizle…

Belki de ölümünüzün sebebi hastalık değil, gecikme olur.

Başka İllere Sevk Edilirsiniz: Yol Uzun, İhtimal Kısa

Çözüm basit:

“Sizi başka ile sevk edelim.”

Ambulans mı bulunur, özel araç mı ayarlanır, yolda mı bir şey olur…

Artık o, kaderin yeni sürümü.

Yolda kaza mı olur, hastaneye geç mi kalınır…

Ama sonuç çoğu zaman değişmez.

Evet, her canlı ölümü tadacaktır.

Ama bazı şehirlerde bu tat biraz daha erken, biraz daha acı ve en önemlisi biraz daha önlenebilir.

Burada ölüm çoğu zaman:

• doğal değil,

• kader değil,

• Allah’ın takdiri hiç değil;

ihmalin, denetimsizliğin ve sorumsuzluğun ürünüdür.

Ve en acısı şudur:

Bu yazıyı okuyan herkes anlatılanların abartı olmadığını biliyor.

Ama kimse konuşmuyor.

Kırmızı Pazartesi’de geçtiği gibi:

“Herkes her şeyin farkındaydı ama kimse bir şey yapmadı.”

Bugün Muş’ta yaşanan tam olarak budur.

Bu bir isyan yazısı değil.

Bu bir vicdan çağrısıdır.

Yetkililerden beklenti çok büyük değil:

Biraz daha denetim,

biraz daha sorumluluk,

biraz daha insaf.

Çünkü insanlar Allah’ın takdiri ile ölmek istiyor, ihmaller zinciri ile değil !!!