Bölge

Darende’nin Manevi ve Kültürel Mirası Özbekistan’da Akademik Programla Tanıtıldı

Türk-İslam medeniyetinin önemli isimlerinden Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’nin hayatını ve düşünce dünyasını konu alan “Darende’ye Adanmış Bir Ömür” adlı eser, Özbekistan’ın Urgenç Devlet Üniversitesi’nde düzenlenen programla tanıtıldı.

Abone Ol

HABER49-Filoloji ve Edebiyat Fakültesi ile Sosyo-Ekonomik Bilimler Fakültesi iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, Türkiye ile Özbekistan arasındaki ortak medeniyet mirası, tasavvuf geleneği ve Türk dünyasının kültürel bağları akademik bir çerçevede ele alındı. Programa akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.

Ortak Medeniyet Vurgusu

Prof. Dr. Süleyman Doğan ve Prof. Dr. Cihan Okuyucu tarafından kaleme alınan iki ciltlik eser, Hulûsi Efendi’nin yaşamını, hizmet anlayışını ve Darende merkezli sosyal-kültürel faaliyetlerini kapsamlı biçimde ele alıyor.

Etkinlikte yapılan konuşmalarda, Orta Asya ile Anadolu arasındaki tarihsel ilim ve irfan bağlarına dikkat çekilerek, tasavvuf geleneğinin Türk dünyasının ortak hafızasında önemli bir yer tuttuğu vurgulandı.

“Sadece Bir Biyografi Değil”

Eserin yazarlarından Prof. Dr. Süleyman Doğan, kitabın yalnızca bir biyografi olmadığını, aynı zamanda Türk-İslam medeniyetinin değerlerini gelecek nesillere aktarmayı amaçlayan bir çalışma olduğunu ifade etti. Doğan, Hulûsi Efendi’nin ilim, eğitim ve sosyal hizmet anlayışının örnek bir model sunduğunu belirtti.

Prof. Dr. Cihan Okuyucu ise Orta Asya’nın İslam medeniyetinin temel merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, bölgenin yetiştirdiği büyük âlimler ve manevi önderlerle insanlık tarihine yön verdiğini söyledi.

Darende: Bir Gönül ve İrfan Merkezi

Programda konuşan akademisyenler, Darende’nin yalnızca bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda köklü bir irfan ve kültür merkezi olduğuna dikkat çekti. Hulûsi Efendi’nin temsil ettiği hizmet anlayışının, Horasan erenleri geleneğinin modern dönemdeki yansıması olduğu ifade edildi.

Etkinlikte ayrıca Türk-İslam düşünce tarihi, tasavvuf ve ortak kültürel miras üzerine yeni akademik iş birliklerinin artırılması gerektiği yönünde görüşler paylaşıldı.

Program, eserin Türk dünyasının ortak hafızasına katkı sunacağı ve akademik çevrelerde önemli bir başvuru kaynağı olacağı değerlendirmeleriyle sona erdi.