HABER49-Erzurum'da bir sahafta bulunan eserin 19. yüzyıla ait kıymetli bir Nâbî Divanı nüshası olduğu ortaya çıktı.
Erzurum'un tarih ve kültür kokan sahaflarından birinde, yıllardır sessizce raflarda bekleyen bir kitap, yapılan incelemeler sonucunda Türk edebiyatı tarihinin önemli eserlerinden biri olarak kimlik kazandı. İlk bakışta sıradan bir Osmanlıca eser gibi görünen kitap, aslında 17. yüzyılın büyük şairlerinden Nâbî'nin Divanı'na ait nadir taş baskı nüshalardan biri çıktı. Keşif, Vakanüvist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Taner Özdemir'in dikkatli incelemeleriyle başladı. Eski harfli eserler üzerinde çalışmalarını sürdüren Özdemir, sahaf raflarında karşılaştığı kitabın ilk sayfalarını incelerken dikkat çekici ayrıntılarla karşılaştı. Sayfadaki başlıklar, beyitler ve baskı düzeni, eserin sıradan bir kitap olmadığını gösteriyordu.
Yapılan karşılaştırmalarda, eserde yer alan beyitlerin Nâbî Divanı'nın açılışındaki meşhur Tevhid bölümüne ait olduğu belirlendi. Özellikle "Gülşen-i tevhîde kıl rûh u revân" ve "Evvel ü âhirdir o şehinşâh-ı kadîm" mısralarının, Nâbî Divanı'nın bilinen yazma ve matbu nüshalarıyla birebir örtüştüğü görüldü. Bu tespit, eserin kimliğini kesinleştiren en önemli delillerden biri oldu. Eserin dikkat çeken yönlerinden biri de sayfa düzeniydi. Ana metnin çevresinde yer alan ve ilk bakışta not gibi görünen derkenar yazıları, aslında dönemin taş baskı geleneğini yansıtan özgün bir mizanpaj örneğiydi. Osmanlı matbaacılığında sıkça kullanılan bu yöntem sayesinde aynı sayfada birden fazla metin okuyucuya sunulabiliyordu.
Uzman değerlendirmelerine göre eser, Hicrî 1200'lerin sonu ile 1300'lerin başında, yani 19. yüzyılda basılmış bir taş baskı nüsha olma özelliği taşıyor. Bu durum, kitabı yalnızca edebî açıdan değil, Osmanlı yayıncılık ve matbaacılık tarihi açısından da değerli kılıyor. Yüzyıllar boyunca ilim, irfan ve kültür merkezi olan Erzurum, böylece bir kez daha önemli bir kültürel keşfe ev sahipliği yapmış oldu. Bir sahaf dükkânının sessiz raflarında saklı kalan eser, aradan geçen uzun yılların ardından yeniden gün yüzüne çıkarılarak araştırmacıların dikkatine sunuldu.
Taner Özdemir, böylesine kıymetli eserlerin kültürel hafızanın canlı tanıkları olduğunu belirterek, sahaflarda ve özel koleksiyonlarda hâlâ keşfedilmeyi bekleyen birçok tarihî eserin bulunabileceğine dikkat çekti. Özdemir'e göre her eski kitap, yalnızca geçmişten kalan bir eşya değil; aynı zamanda kendi döneminin düşünce dünyasını, sanat anlayışını ve kültürel birikimini günümüze taşıyan bir zaman kapsülü niteliği taşıyor.
Erzurum'da ortaya çıkan bu asırlık Nâbî Divanı, klasik Türk edebiyatının büyük ustalarından birinin sesini yeniden duyururken, sahaf raflarının bazen tarih kitaplarının yazamadığı hikâyeleri saklayabildiğini de bir kez daha gösteriyor. Yüzyıllardır sessizce bekleyen bu eser, bugün hem edebiyat araştırmacıları hem de kültür tarihine ilgi duyanlar için önemli bir keşif olarak değerlendiriliyor.
Bir sahafın sessiz misafiri: Asırlık Nâbî Divanı Erzurum'da keşfedildi
Erzurum'da bir sahafta bulunan eserin 19. yüzyıla ait kıymetli bir Nâbî Divanı nüshası olduğu ortaya çıktı.
Bunlar da ilginizi çekebilir