HABER49-Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme ile birlikte, devletin sahip olduğu varlıkların zaman içindeki yıpranma payı ve piyasa değerindeki değişimler artık standart kurallar çerçevesinde hesaplanacak. 1 Ocak 2026 itibarıyla başlayacak yeni dönem, kamu mallarının özel sektör disiplinine benzer bir anlayışla izlenmesini hedefliyor. Böylece kamu kaynaklarının gerçek değeri daha şeffaf, güncel ve denetlenebilir hale getirilecek.
KAMU VARLIKLARI İÇİN YENİ MALİ YOL HARİTASI
Yeni sistem, kamu kurumlarının sahip olduğu taşınır ve taşınmaz tüm varlıkların mali kayıtlarda nasıl yer alacağını ayrıntılı biçimde tanımlıyor. Daha önce farklı yöntemlerle takip edilen bina, araç, iş makinesi, ofis ekipmanı ve teknolojik donanımlar için artık tek tip bir muhasebe dili kullanılacak. Bu yaklaşım, devletin mal varlığını bütüncül şekilde görmesini sağlayarak, bütçe planlamasından denetim süreçlerine kadar pek çok alanda daha sağlıklı kararlar alınmasına zemin hazırlayacak.
Hesaplamalarda esas alınacak temel unsur, varlığın devlete olan maliyeti olacak. Eğer söz konusu mal, enflasyon ya da yeniden değerleme uygulamaları kapsamında güncellenmiş bir bedel üzerinden kayda alınmışsa, eskime payı da bu güncel tutar üzerinden belirlenecek. Böylece geçmiş yılların nominal rakamları yerine, bugünün ekonomik koşullarını yansıtan değerler kullanılacak. Bu durum, kamu varlıklarının kağıt üzerinde değil, reel piyasa koşullarına yakın bir şekilde izlenmesini mümkün kılacak.
Uygulamanın bir diğer dikkat çekici yönü ise kapsamının genişliği. Sadece büyük ölçekli yatırımlar değil, günlük kamu hizmetlerinde kullanılan bilgisayarlardan hizmet araçlarına kadar çok sayıda kalem bu sisteme dahil ediliyor. Amaç, devletin sahip olduğu her unsurun mali fotoğrafını net biçimde ortaya koymak ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını güçlendirmek.
TARİHİ VE MANEVİ DEĞERİ OLAN VARLIKLAR KORUMA ALTINDA
Yeni düzenleme, her varlığın eskime payı hesaplamasına tabi tutulmayacağını da açıkça ortaya koyuyor. Özellikle tarihi, kültürel ve sanatsal değeri bulunan yapılar ile eşyalar bu sistemin dışında bırakıldı. Devam eden inşaat projeleri de tamamlanana kadar eskime payı hesaplamasına dahil edilmeyecek. Bu yaklaşım, yalnızca mali değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel hassasiyetlerin de gözetildiğini gösteriyor.
Tarihi binalar ve sanatsal nitelik taşıyan varlıklar, zamanla değer kaybeden unsurlar olarak değil, korunması ve gelecek nesillere aktarılması gereken miraslar olarak kabul ediliyor. Bu nedenle bu tür varlıkların muhasebe kayıtlarında değer düşüklüğü ya da eskime payı gibi işlemlere tabi tutulmaması benimsendi. Aynı şekilde, henüz yapımı süren yatırımlar da tamamlanmadan önce mali açıdan yıpranmış kabul edilmeyecek.
Bu istisnalar, yeni sistemin sadece sayısal değil, niteliksel bir değerlendirme anlayışına da sahip olduğunu ortaya koyuyor. Kamu varlıklarının her biri, kendi özelliği ve kullanım amacı doğrultusunda ele alınarak mali kayıtlara yansıtılacak. Böylece hem mali disiplin sağlanacak hem de tarihsel ve kültürel değerlerin korunmasına yönelik yaklaşım güçlenecek.
DÜŞÜK BEDELLİ HARCAMALARA PRATİK UYGULAMA
Düzenlemenin vatandaşın ve kamu çalışanlarının günlük pratiğinde en kolay fark edilecek yönlerinden biri, belirlenen parasal sınırlar oldu. Buna göre, 52 bin liranın altında kalan dayanıklı taşınır eşyalar ile 114 bin liranın altındaki taşınmaz harcamaları için uzun yıllara yayılan eskime payı hesapları yapılmayacak. Bu tür harcamalar, satın alındıkları yıl içinde doğrudan giderleştirilerek kayıtlara “eskimiş” olarak geçirilecek.
Bu yaklaşım, hem bürokratik yükü azaltmayı hem de muhasebe süreçlerini sadeleştirmeyi amaçlıyor. Küçük ölçekli alımlar için yıllarca sürecek hesaplama ve takip işlemleri yerine, tek seferde yapılan kayıtlarla zaman ve kaynak tasarrufu sağlanacak. Daha yüksek bedelli yatırımlar ise ekonomik ömürleri boyunca parça parça amortismana tabi tutulacak.
Belirlenen bu eşikler, kamu mali yönetiminde ölçek bazlı bir ayrım getiriyor. Böylece büyük yatırımlar detaylı bir şekilde izlenirken, düşük bedelli alımlar için pratik ve hızlı bir yöntem uygulanacak. Bu sistem, kamu idarelerinin muhasebe kayıtlarını hem daha anlaşılır hem de daha yönetilebilir hale getirmeyi hedefliyor.
KULLANAN KURUM SORUMLU OLACAK, TEKNOLOJİ DEĞERİ ETKİLEYECEK
Yeni dönemde kamu binaları ve tesisleriyle ilgili sorumluluklar da netleştirildi. Bir binanın mülkiyeti hangi kuruma ait olursa olsun, eğer bina başka bir kuruma tahsis edilmişse eskime payı ve değerleme işlemlerinden binayı fiilen kullanan kurum sorumlu olacak. Bu kural, uygulamada yaşanabilecek karışıklıkların önüne geçmeyi amaçlıyor.
Öte yandan sistem, yalnızca fiziksel yıpranmayı değil, teknolojik ve hukuki gelişmeleri de dikkate alıyor. Bir cihazın teknolojisinin geri kalması, mevzuat değişikliği nedeniyle kullanım alanının daralması ya da benzeri sebeplerle değer kaybetmesi durumunda “değer düşüklüğü” kaydı tutulacak. Eğer ilerleyen dönemlerde bu olumsuzluklar ortadan kalkar ve varlığın değeri yeniden artarsa, kayıtlar da buna göre güncellenecek.
Bu yaklaşım, kamu varlıklarının statik değil, dinamik bir anlayışla izlenmesini sağlıyor. Devletin sahip olduğu mallar, piyasa koşulları ve teknolojik gelişmeler ışığında sürekli güncel tutulacak. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek bu sistemle birlikte, eski uygulamalar tamamen geride bırakılacak ve tüm kamu kurumları yeni muhasebe diline geçiş yapacak.




