HABER49- AYM, 2010 KPSS soruşturması kapsamında yargılanan bir öğretmen adayının başvurusunda, bağlantılı suçlara ilişkin yargı mercilerince verilen çelişkili kararların hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Dosya yeniden yargılama yapılması için ilgili mahkemeye gönderildi.
Anayasa Mahkemesi (AYM), 2010 KPSS sorularının sızdırılması iddialarıyla bağlantılı bir davada yaptığı inceleme sonucunda, bağlantılı suçlara ilişkin yargı mercilerince verilen farklı kararların hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, dosyanın yeniden yargılama yapılması amacıyla ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verildi.
2010 KPSS’DE NE YAŞANDI?
10 Temmuz 2010 tarihinde gerçekleştirilen Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın (KPSS) Eğitim Bilimleri testinde çok sayıda adayın tüm soruları doğru yanıtladığının ortaya çıkmasının ardından kapsamlı inceleme başlatıldı. Konuya ilişkin yürütülen idari ve adli soruşturmalar kapsamında hazırlanan raporlarda, sınav sorularının sınavdan önce bazı kişilere ulaştırıldığı yönünde değerlendirmelere yer verildi.
Yaşanan gelişmelerin ardından Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Eğitim Bilimleri testinin güvenilirliğini ve objektifliğini kaybettiği gerekçesiyle sınavın ilgili oturumunu iptal etti. Sınavın iptal edilmesiyle birlikte binlerce aday yeniden sınava girerken, soruşturma süreci de adli makamlar tarafından sürdürüldü.
Soruşturma kapsamında elde edilen bulgular doğrultusunda çok sayıda kişi hakkında çeşitli suçlamalarla dava açıldı. Açılan davalarda sınav sorularının önceden temin edilip edilmediği, adayların sınav performansları ve teknik inceleme raporları delil olarak değerlendirildi. KPSS soruşturması yıllar boyunca yargının gündeminde yer alırken, davalarla ilgili farklı aşamalarda verilen kararlar da kamuoyunun dikkatini çekti.
BAŞVURUCUNUN DAVASI NASIL GELİŞTİ?
AYM kararına konu olan başvurucu, 2010 KPSS’de Eğitim Bilimleri testindeki 120 sorunun tamamını doğru yanıtlayan adaylar arasında yer aldı. Ancak sınavın iptal edilmesinin ardından 31 Ekim 2010 tarihinde yapılan tekrar sınavında aynı adayın 120 sorudan 83’ünü doğru cevapladığı belirlendi.
Daha sonra hazırlanan ÖSYM raporlarında başvurucunun bazı teknik incelemelerde adı geçen adaylar arasında bulunduğu tespit edildi. Bu gelişmeler üzerine başvurucu hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlamalarıyla dava açıldı.
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık, resmi belgede sahtecilik suçundan beraat etti. Mahkeme, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve adli para cezası verilmesine hükmetti. Aynı kararda, terör örgütüne üye olma suçundan da hapis cezası kararlaştırıldı.
Dolandırıcılık suçuna ilişkin mahkûmiyet kararı istinaf incelemesinin ardından kesinleşirken, terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin karar Yargıtay tarafından değerlendirildi. Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden yapılan yargılamada başvurucu bu suçtan beraat etti. Beraat kararı 19 Ocak 2026 tarihinde kesinleşti.
AYM İHLAL KARARINI HANGİ GEREKÇEYLE VERDİ?
Başvurucu, dolandırıcılık suçundan verilen cezanın kesinleşerek infaz edilmeye başlanmasına rağmen, aynı olay örgüsüne dayanan terör örgütü üyeliği suçlamasına ilişkin yargılamanın farklı sonuçlandığını belirterek Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.
Başvuruyu inceleyen AYM Genel Kurulu, dosyada yer alan iki suçlamanın da temelinde sınav sorularının önceden elde edildiği iddiasının bulunduğunu değerlendirdi. Kararda, aynı maddi vakıaya dayanan suçlamalar hakkında istinaf ve temyiz mercilerinin farklı sonuçlara ulaştığına dikkat çekildi.
Mahkeme, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak aynı olay veya hukuki mesele hakkında farklı bir sonuca varılması durumunda bunun gerekçesinin açık şekilde ortaya konulması gerektiğini vurguladı. İnceleme sonucunda yargı mercilerinin aynı maddi olguya ilişkin değerlendirmelerinin birbiriyle çeliştiği ve bu durumun yargılamanın hakkaniyetine zarar verdiği belirtildi.
AYM, oy çokluğuyla verdiği kararda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Kararda ayrıca ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasının gerekli olduğu ifade edildi.
KARAR TBMM’YE GÖNDERİLECEK
Anayasa Mahkemesi, ihlalin kanuni düzenlemelerden kaynaklandığını değerlendirerek kararın bir örneğinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilmesine karar verdi. Ayrıca dosyanın yeniden yargılama yapılması amacıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi’ne iletilmesi hükme bağlandı.
Kararda, üyeler Yusuf Şevki Hakyemez ve Ömer Çınar’ın karşı oy kullandığı bilgisine de yer verildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karar, 2010 KPSS soruşturmaları kapsamında görülen davalar açısından dikkat çeken bir gelişme olarak kayıtlara geçti.