Bu İçeriği Paylaş
02 Şubat 2016 Salı

MUŞ

Yazar: 
Prof. Dr. Suat GEZGİN 

Yazar Hakkında: 
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi


 Uzaklar yakın edildiğinde benlikte anlaşılır, anlam bulur, maneviyata kavuşur. Kazanılan maneviyatla değerlenir tüm yaşam gayesi. Belki güneşin toprağa değişinden haz almaktır, belki de bir milletin kaderinin yeniden yazıldığı o kutsal toprağa kardeşlik etmektir bu gaye. İşte, Anadolu'nun tüm bu içsel bütünlüğünün ve duygusal yoğunluğunun buluştuğu yerdir Muş. Çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış, binlerce yıllık kültürel mirası, güzel yurdun güzel insanı ile sürdüren, yaşayan bir tarihtir.
26 Ağustos 1071 sabahında, Çağrı Bey'in oğlu, Alp Arslan'ın zaferine tanıklık etmiş Malazgirt Ovası'nın Selçuklu yadigarı, Osmanlı İmparatorluğu'nun ise Van'a bağlı bir sancağı olan Muş, hali hazırda, kültürel kimliğini tüm zenginlikleriyle koruyan ve tarihi sorumluluğunu, bünyesinde yetiştirdiği evlatlarıyla devam ettiren, Anadolu'nun bir doğa mucizesi olma özelliğini taşımaktadır. Bölge, Doğu Roma'nın eşsiz ve yıllara meydan okuyan eserlerinden, Selçuklu'nun muazzam ve özgün tasarım anlayışını yansıtan Yıldızlı Han'ına kadar onlarca esere sahiptir. Urartular'ın da yerleşkesi olma özelliği taşıyan Muş'un tüm bu tarihi kimliğinin ardında ise, bir imparatorluğa sembol haline gelmiş olan doğa varlıkları yer alır. O doğa varlıklarının dikkat edilmesi gereken en kıymetli parçası da, şüphesiz, ilkbahar ve yazın müjdecisi, Türk ve Anadolu kültür sembolllerinden olan laledir. O lale ki, anavatanı itibarıyla Orta ve Güney Asya menşei ile birlikte, Anadolu'ya ve Anadolu coğrafyası sonrası, Avrupa'ya geçişi de Türkler sayesinde olmuştur. Bu özelliği kutlama mahiyetini içeren, her yıl Nisan-Mayıs aylarını takiben gerçekletirilen bahar eğlenceleri ile selamlanan laleler, Muş'un geniş, ucu bucağı olmayan engin ovalarında, Doğu'nun ve Batı'nın hükümran topraklarından esintilerle, zengin kültürleriyle sımsıcak bölge insanını yüceltir. Böylece, doğanın eşsiz güzelliğinin, insanların hissi vaziyetlerine denklik sağladığını görürsünüz. O denklik, doğumdan ölüme, evlilikten çocuğa kadar geniş bir çevrede, binlerce yılın getirdiği çokkültürlülük ateşinin, yerel törede birliğinin sağlanmasında adeta bir vesiledir. Üzüntülerin, sevinçlerin, kederlerin, merakın, hasretin, mevsimler döngüsünde, beraberce yaşanmasını olanaklı kılmaktır. Baharın güzelliğinin karşısında geçen, -30 derecelere varan soğuk, keskin kış şartlarında, hala güler yüz göstererek, misafiri baş tacı edebilmektir Muş'un bu birlik ve beraberlik örgüsü.
Muş, tüm yaşanılan mevsimleriyle, doğal ve kültürel anlamda iç içe geçmiş, Doğu'nun altınlarından biri olma özelliğini, yerel halkıyla birlikte yaşamaktadır. Halkı, vatanlarını sevdiği gibi, yaşadıkları yerel coğrafyalarını da bir ayrı sevmektedirler. Nasıl sevilmesin ki? Ayak basılan her bir karış toprağın, tarih ve 15. yüzyıl yağlı boya tablolarını andıran manzaralardan oluşması, halkın bu bölgeye bağlanmasına, bölgeyi sevmesine cevap niteliğindedir. Üstelik, sık rastlanılmayacak bir kıymete de sahiptir Muş halkı. O kıymet de, neredeyse tamamının bölge ile iç içe geçmiş olmasıdır. Toprağını seven her insan gibi, onlar da size doğayı ve bölgeyi anlatır. Ama severek, coşkulu bir heyecanla... Kültürlerarası geçişin bir segmenti niteliğinde, siz de bu coşkuyu zevkle izlersiniz. Kardeşçe, ikramları tadar, müziklerini dinler, sohbetlerine katılırsınız. İşte o zaman daha iyi anlarsınız mevcut tarihi kimliğin nasıl bir anlam kazandığını. Binlerce yıllık yapının ne kadar derin bir töresel anlayış içerisinde şekillenip, ayrılmaz ama bir o kadar yumuşak ve içten olduğunu daha net gözlemlersiniz. Özellikle, İslam anlayışının, Türk töresi ile birleştiğine ve adeta yekpare bir Anadolu Medeniyeti haline geldiğine bizzat tanıklık edersiniz. Daha da öte, yüz binlik Osmanlı sancağından, yarım milyonluk Cumhuriyet iline evrilen yüzlerce yıllık süreçte, Muş'un kendi kültürünü nasıl muhafaza ettiğini yakından anlarsınız.
Her bir karışı için yüz binlerce şehidi olan Anadolu'yu gezdiğinizde, Muş gibi onlarca şehre uğrayabilir, onlarca güzelliğie tanıklık edebilirsiniz. Ancak, yabancı diyarlarda, Anadolu'daki kültürel ve doğal mirasa benzer bir coğrafyaya daha rastlamanız çok mümkün değildir. Olanlar ise, ülkelerin tek tük ve seyrek biçimde sahip oldukları topraklardır. Bir de Muş'a baktığınızda, iyi ki Anadolu'dayım der ve bilirsiniz ki; aynı tarihi geçmişi, aynı kaderi ve aynı güzel insanı yaban ellerde bulamazsınız. Tarih devşirerek, maddi yönelimlerle milyonlarca uydurma içerik oluşturan bazı yaban ellere nispet edercesine bekler sizi güzel Muş, "ah bir de beni görün" der gibi.
 

 
* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
Günün Diger Manşetleri
KOM dan  Kaçak Sigara Operasyonu KOM dan Kaçak Sigara Operasyonu.. Muş valiliğinden yapılan açıklamada KOM ekiplerince 6650 paket kaçak sigara ele ..
0 yorum Gündem - 27.07.2017
MİLLETVEKİLİ SAYISI YENİDEN 4'E ÇIKTI MİLLETVEKİLİ SAYISI YENİDEN 4'E ÇIK.. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile TBMM'deki milletvekili sayısı 600'e çıktı, ..
0 yorum Gündem - 27.07.2017
BİNGÖL`ÜN CESEDİ KAPATILAN YATILI OKULDA BULUNDU BİNGÖL`ÜN CESEDİ KAPATILAN YATILI O.. Muş'un Malazgirt ilçesinde 5 gün önce kaybolan lise öğrencisinin cansız bedeni, ..
0 yorum Gündem - 26.07.2017